30 Ocak 2009 Cuma

Microsoft: "Kaz Hirai'nin Lafları Dayanaksız"


E tabi ki bunun üzerine Microsoft bir laf etmese olmaz değil mi? Adam resmen "sizin konsolunuz kıytırık olum, hem çin malı o hemen bozuluyo" demiş ( dememişte dese "bu konu da haklı bak" derdim). Dolayısıyla Microsoft KARŞI PENCEREDEN hemen cevap vermiş: "SENİN BLU -RAY'İNİ CAAAAAART DİYE AYIRIRIM!"

"Next-Gen konsol savaşı "en iyi ve uzun ömürlü donanım" kimdeyse onun kazanacağı bir savaş değil. Bu sefer online oyun ve yazılım arenasında ne kadar önde olduğunuz önem taşıyor. Bizim de bu konularda birinci olmak DNA'mızda var ve bu da bizi PS3'ten daha önde kılıyor. Eğer şu andaki PS3 satışlarını iki katına çıkarsaydınız ve Xbox'ın satışları aynı kalsaydı aradaki uçurum 2014'e kadar kapanmazdı."

Valla Microsoft'un bir çok kızdığım yanı olsa da (mesela "YAZILIM DA VE ONLINE OYUNDA SÜPERİZ!" diyerek neredeyse çin malı konsol satmayı hoş görülebilir hale getirmeye çalışmaları gibi) bu konuda haklılar, gerçekten Sony'nin KENDİNİ RAHATLATMAYI BIRAKIP yazılım alanında atılımlar yapması gerekiyor. Hem de acilen...

Kaynak:
1UP

Not: Günlük güncellemelere Salı ya da Çarşamba günü tekrar başlıyorum. Bu kadar yayma yeter di mi ama :)

Sony Genel Başkanı Kaz Hirai'nin Gündüz Düşleri: "PS3 Ne Olursa Olsun Yarışı Birinci Bitirecek", "Wii Bize Rakip Değil"


Efenim gün geçmiyor ki Sony'den biri çıkıp ta "BİZİM KONSOL 2123'TE DİĞER BÜTÜN KONSOLLARI 8000'E KATLİCAK OLUM!!1!" demesin. Aha, Kaz Hirai adlı hayalperest arkadaş (ki kendisi Japon tarihinde devasa düşman yengeçler yaşadığına inanmakta ve mütemadiyen her toplantıda aniden ayağa kalkıp"RIDGEEEE RACEEEEEEER" diye bağırmaktadır, bildiğin klinik vakadır bu arkadaş) bu sefer de" Wii bize rakip olamaz, Xbox'ın da zaten ömrü kısa, 2011'de gelsin paralar" demiş. Hatta tam olarak şöyle demiş:

"Açıkçası Nintendo hakkında bir yorumda bulunamam çünkü biz şirket olarak onları rakip olarak görmüyoruz (hmm... iyiymiş), biz oyunculuğun farklı bir tarafındayız onlar ise farklı bir tarafında. Ben açıkçası durumu böyle görüyorum. Xbox'a gelirsek... Bence Xbox'ın ömrü oldukça kısa. Geçmişe baktığımda görüyorum ki Microsoft'un oyun aletlerinin ömrü genel olarak 4-5 sene. Biz ise PS3'ün 10 sene piyasada kalmasını düşünüyoruz. Hesabı siz yapın."

Şimdi genel olarak baktığınızda "ya adamın haklı olduğu yönler var be abi, neden öyle diyorsun?" diyosunuz değil mi? Özellikle Nintendo meselesinde "onların alanı ayrı, bizim alanımız ayrı" demişler, ve bunda haklılar, buna birşey demiyorum. Ancak Sony'nin kaçırdığı bir nokta var: Wii onların satışlarını da baltalıyor. Örnek vermek gerekirse iki firma ele alalım: Bu firmalar otomotiv sektöründe çalışsın ve birisi araba diğeri ise kamyonet üretsin. Araba satan firma "e biz araba satıyoruz, onlar bizim rakibimiz değil" diyebilir, ancak şu unutulmamalıdır ki İNSANLAR, ARABADAN VAZGEÇİP KAMYONET ALIYOR OLABİLİRLER. Yani Wii olmasaydı PS3 Eye-Toy vs. ile ailelere daha çok hitap eder ve daha çok satardı. Her ne kadar ayrı kitleleri hedef alsalar da çoğu aile eve sadece bir konsol almak istediği için Wii'yi PS3'e tercih ediyorlar. Yani Kaz Hirai'nin bu lafı üzerine kafa yorulmadan, spontane söylenmiş bir laftır.

Xbox'ın "kalıcı olmaması" olayına gelirsek, peki şunu sormak istiyorum: Xbox 360 yaşamının sonuna geldiğinde Microsoft'un eli armut mu toplayacak sayın Hirai? Microsoft Xbox imalatını 360 çıkmadan önce mi bitirdi? Yani şurada söylemeye çalıştığın şey o kadar mantıksız ki.

Kaz Hirai bence çok stres olmuş. Psikoloğa falan gitsin. İzin alsın, yatsın dinlensin 5-10 gün falan. Ondan sonra ölçsün biçsin tekrar bi basın toplantısı yapsın bence. Ohooo bu ne arkadaş böyle, böyle basın demeci mi olur kafasına her geleni ölçmeden tartmadan söyler mi bir insan.

Kaynak:

19 Ocak 2009 Pazartesi

Xbox 360 Wireless Adaptörüne 90 Dolar Vermeden Wireless'dan Live'a Girmek İsteyenler İçin Rehber

Biliyorsunuz ki Microsoft'un Xbox 360'da offline oynadığımız oyunlardan internet kafe-vari bir şekilde saat başına para almaya başlamasına ramak kaldı. PS3 ve Wii'de bedava oynadığımız multiplayer için bile aylık para alması ve her türlü ek donanıma fahiş fiyatlar biçmesi Microsoft'un paragözlüğünün bir sonucu elbette. Ancak görünüşe bakılırsa Gizmodo da bizim gibi düşünüyor ve hazırladıkları rehber sayesinde en azından PS3 ve Wii'de zaten kendinden gelen wireless özelliğini Microsoft'un 90 dolar biçtiği wireless adaptörünü olmadan kullanmamızı mümkün kılıyor. Microsoft'un 90 dolar biçtiği adaptörün bildiğiniz ucunda wireless anteni olan herangi bir wirless adaptöründen hiçbir farkı yok bu arada. Ayak üstü adam seviyorlar yani. HEM DE ZATEN KONSOLDA KENDİNDEN OLMASI GEREKEN BİR ÖZELLİK İÇİN.

Rehberi kullandığınızda da biraz masraf yapıyorsunuz ve en önemlisi çok daha fazla vakit hacıyorsunuz, ancak diğer opsiyon sırf wireless için 90 dolar vermek olduğu için çok da fazla şikayet etmeyeceğinizi tahmin ediyorum. Görünüşe bakılırsa en mantıkı seçenek Xbox 1 için kullanılan Wifi (ki kendisi 50 dolar ve çok zor bulunuyor) ancak PC'nizin bağlantısını paylaştırmak ve router'ınızı özel bir firmware ile hack'lemek seçenekleriniz arasında.

Xbox 360'ını wireless olarak kullanmak ancak 90 dolar veremeyenler/vermek istemeyenler için muhteşem bir çözüm. Ayrıca Microsoft'a "ben buna biçtiğin fahiş fiyatı ödemeyi reddediyorum, işte bu da çözümüm!" demek de ayrı bi keyif veriyor be abi!
MY COMRADES, MICROSOFT WILL BE DEFEATED!


Kaynak/Rehber:

16 Ocak 2009 Cuma

NPD: "2008 Yılı İçerisinde Kutulu Oyun Satışları Yüzde 14 Düştü"


Sanırım artık herkes "oyunumun kutusu olsun" diye düşünmüyor. NPD'nin açıkladığı rakamlara göre 2008 yılında oyun satın alanların yüzde 14'ü Steam ve CoG gibi dijital dağıtıcılardan oyunlarını almayı tercih etmişler. Eh, artık herkes her yerde oyununa ulaşmak istiyor, kutu gezdirme devri kapanıyor yavaş yavaş.

Peki bi soru sorabilir miyim, neden Steam gibi servislerde oyunlar DVD ve kutu imalatı olmamasına rağmen kutulu ile aynı fiyata satılıyor? Şu kriz döneminde bile firmalar hala üç beş kuruşun hesabını yaparak kutulu olmayan oyunların fiyatını indirmiyorlar, hatta kutulu olarak Left 4 Dead Türkiye'de 60 liraya satılırken Steam'den aldığınızda 72 liraya geliyor. DVD VE KUTU YOK, AMA DAHA PAHALI. Çok ilginç. Ondan sonra "krizden dolayı oyun satamıyoruz" diye acındırık yapıyorlar orada burada.

Bence bu durumda firmaların yapması gereken 1-2 doların hesabını yapmayı bırakıp en azından kutusuz oyunlarda fiyatlarda indirmeye gitmek. Hem böylece oyun değiş- tokuşundan ettikleri zararın da önüne geçmiş oluyorlar, sonuçta hem kullanıcı, hem developer kazanıyor. İki taraf içinde "win-win" yani. Bu kriz durumunda bile hala neden retail ile kutusuz oyunların aynı fiyat olduğunu anlayamıyorum.

İşte bu olduğunda, kutusuz oyunlar kutululardan daha ucuza satılmaya başlandığında dijital dağıtım retail'in önüne geçecek. Ancak dağıtımcılar henüz para kazanma hırsı yüzünden bunu anlayamıyorlar. Dijital oyun dağıtımı sektörünün bir kaç sene içinde %20'lere çıkmasının en hızlı yolu bu diyebilirim ve dijital dağıtım şu anda sektörün gitmesi gereken yol, sektörün bir sonraki büyük adımı diyebilirim.

Şu durumuda bile kutulu oyun satışlarını %14 gibi küçük görünen ancak önceki yıllara göre oldukça büyük rakamlarda etkileyebildiğine göre gerçekten bu işte potansiyel var. Hem kimbilir, dijital dağıtım küçük dağıtımcıya yeni kapılar açtığı ve kendini ispatlama alanı yarattığı gibi belki kutu ve DVD imalatının minimum düzeye inmesi ve oyunların finansal anlamda daha az götürüsü olması sonucunda büyük yapımcı ve dağıtımcıları da yeni fikirler denemeye iter.

Biliyorum, biliyorum, hayal ediyorum sadece. Belki...

Kaynak:
Joystiq

Not: 15 gün sömestr tatilinde bende sizin gibi kafamı dinlemeyi düşünüyorum :) Hiç update olmayacak demiyorum ancak hergün olmayacak. Lise/Üniversite'te de okuyan tüm arkadaşlara iyi tatiller.

15 Ocak 2009 Perşembe

Doom 4'ün Senaryosunu Ödüllü İngiliz Yazar Gabraham Joyce Hazırlıyor


Oh be. Hakkaten OH BE. Yani, uzun zamandır bir habere bu kadar sevinmemiştim. Doom 3'te de 1991'de ki "sen burdasın, yaratıklar orda, yaratıkları öldür" senaryosunu kullandıklarından beri açıkçası Doom serisinden en azından senaryo anlamında umudumu kesmiştim (zaten pek bir beklentim olmamıştı ama Doom 3'te daha fazlasını beklemiştim be abi. hepimiz beklemiştik, "senaryo güzel olacak, serinin diğer oyunlarından farklı olacak" demişlerdi çünkü). Ancak bu haber gerçekten iyi geldi, böylece adam gibi, en azından "Dead Space"le eşit ya da daha iyi bir senaryo görebileceğiz Doom 4'te. Gerçekten muhteşem bir haber. Carmack gibi "gameplay adamı" bir adamın aklına nereden esti acaba?

İyi bir senaryonun Doom serisine büyük oranda hayat üfleyeceği kesin. Sadece umarım Doom 3'ün o rezil senaryosunun devamını falan yazmaya kalkmazlar, en baştan yazarlar. Yine "oyunun sonunda yaratık/mutant/şeytan/ejderha'ya dönüşen, üzerinde "BEN KÖTÜYÜM VE HERŞEYİN SORUMLUSU BENİM" yazılı bir tişört varmış gibi duran ve her arkasını döndüğünde ellerini ovuşturduğunu düşündürten çlgın profesör tipli karakterler istemiyorum. Seriye daha gerçekçi ve somut karakterler kazandırılması serinin geleceği açısından çok önemli bence çünkü insanların "Doom" denince "hani şu başından sonuna kadar beyinsizce yaratık öldürdüğün oyun mu?" dememesi gerekiyor artık, o oyunların devri çoktan kapandı.

Güzel bir senaryo ve ID'nin doyurucu gameplay'i birleşirse ortaya alışık olmadığımız kalitede birşey çıkabilir gibi geliyor bana. Sabırsızlıkla sonucu bekliyorum, ancak 2010-2011'den önce çıkacağını hiç sanmam.

Kaynak:
Kotaku

14 Ocak 2009 Çarşamba

Sony: "PS3 Henüz Emekleme Sürecinde"


E herşey normalmiş işte? PS3 henüz emekleme sürecinde, insanlar alışamadı, o yüzden az satıyor, henüz daha donanım tam anlamıyla kullanılamıyor, Cell işlemcisi çok karmaşık olduğu için kodlama işini yapanlar işlemciyi tam anlamıyla çözemiyor (sanki bu onların problemiymiş gibi, adam Xbox 360'a yapıp PS3'e port ediyor işte, çok da umrundaydı)... PS3 İLE SON İKİ SENEDİR BAŞARISIZ OLDUĞUNUZU ÖRTMEK İÇİN KAÇ TANE DAHA BAHANE UYDURACAKSINIZ MERAK EDİYORUM?

Sony Donanım Pazarlama Departmanı Sorumlusu John Koller, Gamasutra'ya verdiği röportajda PS3'ün emekleme aşamasında olduğunu, şu anda sadece teknolojiyle büyük oranda ilgilenen kullanıcıların (nerd demek istiyor herhalde) ilgi gösterdiğini söylüyor, bu ilginin sebebini ise Blu-Ray oynatabilmesi, Linux kurulabilmesi gibi özelliklerine bağlıyor. Heh, iyi de zaten sizin hedef aldığınız kitle bu kitle değil miydi? Her dakika "hardware'imiz şöyle iyi, 360'tan böyle üstün, HEPİNİZİ EZERİZ ULAAAN!!!" şeklinde ÇIĞIRTKANLIK YAPARAK SALI PAZARI TADINDA konsol satmaya çalışmıyor musunuz iki senedir yoksa ben mi yanlış anlamışım stratejinizi? E iyi de sürekli donanımdan bahsederek kimi etkileyeğinizi düşündünüz ki, casual kitleyi mi yoksa sağlam oyunlar bekleyen hardcore kitleyi mi? E ikisini de hiçbir şekilde doyuramadığınız gibi özellikle 2006-2007 yıllarında sürekli Microsoft'la çekişip çekişip basın konferansı düzenlediniz, başka bir iş mi yaptınız ki şimdi konsolunuzu sadece nerd'lerin almasını garipsiyorsunuz? Diğer kulanıcı profillerin hiçbirine hitap edecek bir iş,reklam vs. yapmadınız ki? DAHA NE BEKLİYORSUNUZ, HİÇ YATIRIM YAPMADIĞINIZ BİR KİTLEDEN SİZE PARA KAZANDIRMASINI MI? Bir kere bile oyuncunun, fanların söylediğini önemseyip o yönde mi adım attınız mı? Hep "PS2 ile çok büyük başarı yakaladığı için "pazarlama ve satış hakkında herşeyi bilen", bu yüzden kimsenin tavsiyesine ihtiyaç duymayan Sony"yi oynamadınız mı şimdiye kadar? GERÇEKTEN SÖYLER MİSİNİZ, NE BEKLİYORDUNUZ? NERD'LERDEN BAŞKA BİRİNİN KONSOLUNUZU ALACAĞINI MI DÜŞÜNMÜŞTÜNÜZ?

Biliyor musunuz, Little Big Planet muhteşem bir oyun ama o bile PS3'ü kurtarmaya yetmeyecek gibi geliyor bana. Umarım yanılıyorumdur zira Sony'ye ne kadar kızsam, sinirlensemi eleştirsem de gaming camiasından çıkmasını istemem açıkçası. Tekelci Microsoft ve Paragöz Nintendo'nun arasında kalmak istemezsiniz di mi? Bu yüzden Sony kalmalı, ancak başarının tek yolu "güzel birinci parti oyunlar üretmekten" geçiyor. Evet, eğer kimse sana oyun yapmıyorsa oyununu kendin yapacaksın, başka yolu yok.

Başkalarının Sony'ye oyun yapmamak istemelerinin altında diğer negatif herşeyden önce oldukça temel bir sebep var: Cell teknolojisi. Cell bu çağ için çok gereksiz bir teknolojiydi, kodlama yapanlar bu teknolojiyi hiç bilmiyorlar ve öğrenmekte istemiyorlar. Neden Xbox'a 5 oyun yapabileceğin bir zamanda PS3'e 3 oyun yapasın, değil mi? Kaynaklarını neden boşa harcayasın? Her bir insan bu sektörde oldukça önemli, o insanları PS3'e kodlama öğrenmeye zorlamak istemiyor kimse, bu vakitlerini Xbox 360'a oyun yaparak ve PS3'e sadece port yaparak değerlendiriyorlar. Bu yüzden çoğu oyunun PS3 versiyonu "inferior" versiyon, sadece "şanslarını denemek ve oyunu her platforma çıkarmış olmak" için çıkarıyorlar PS3 versiyonunu, bir beklentileri olduğu için değil. Yapımcılar ve dağıtımcılar PS3'ten umutlarını çoktan kaybetti, bizden çok daha uzun zaman önce.

PS3'ün başarılı olmasını istiyorum, gerçekten. Nintendo'dan çok daha fazla başarılı olmasını dilediğim kesin. Ancak hala o başarı için atmaları gereken adımları atmak yerine orada burada "daha PS3'ün yılı gelmedi, henüz motoru ısınmadı" gibi garip bahaneler uyduruyorlar. O kadar bahane uydurmaya meyilliler ki yakında PS3'ümü açmaya kalktığımda "hayatım başım ağrıyor bugün olmaz" diyeceğinden şüpheleniyorum.

Kaynak:
Destructoid

Not: Evet, dün bahsettiğim haber bu değildi ancak bu haber daha önemli olduğu için bunu koydum. Kusura bakmayın.

Not 2: Final dönemimi sizi habersiz bırakmadan geçirmeyi başardım :) Umarım bu haftaki haberleri beğenmişsinizdir, zira "birazcık" aceleye geldiler diyebilirim.

13 Ocak 2009 Salı

ESRB'den İki Rep. Bilgisayar Oyunlarının Üzerine "Zihinsel Sağlığa Zararlıdır" İbaresi Koydurmaya Uğraşıyor (E oha artık, YUH)


Bugüne kadar oyunlar herşeyle suçlandı. İnsanları piskopat, sosyopat, kendine güvensiz, konuşma engelli, hırsız yaptı oyunlar hep birilerinin gözünde. Ancak artık bu birileri haddini FAZLASIYLA aşıyor.

ESRB California Rep.'i Joe Baca ile Virginia Rep.'i Frank Wolf bu aralar kendilerine göre muheşem, Amerika'daki bütün sorunları çözüp hayatı daha yaşanılır kılacak bir çözüm üzerinde çalışıyorlar: Bilgisayar oyunlarına "sağlığa zararlıdır" ibaresi koymak. Projenin adı ise "2009'un Bilgisayar Oyunları Sağlık Etiketlemesi Çalışması". Bu proje kapmasında Teen veya Mature damgası almış bütün bilgisayar oyunlarına " UYARI: Bilgisayar oyunları veyahut diğer vahşet içeren medyalara aşırı derecede maruz kalmanın (maruz kalmak? radyasyon mu kardeşim bu) agresif davranışların ortaya çıkışıyla bağdaştırılmıştır (çeviri güdük oldu, biliyorum ancak başka türlü çeviremezdim zira orjinali bu: "WARNING: Excessive exposure to violent video games and other violent media has been linked to aggressive behavior.")

"Bir dakika, bağdaştırılmıştır mı? Nasıl yani?" diye düşünüyorsunuz şu anda. Evet ben de çok şaşırdım zira bu ikisini BAĞDAŞTIRAN HERHANGİ BİR ARAŞTIRMA YOK. BR TEK BİLE. BURADA "BAĞDAŞTIRAN" EBEVEYNLER VE MEDYA. Başka da hiç kimse değil.

Ellerinde hiç bir delil olmadan bunu yapmayı "denedikleri" için ESA (Entertainment Software Association)'nın tepksini çekecekleri kesin gibi birşey, hatta muhtemelen "kamu dairelerini oyalamak" suçundan devlete iyi bir tazminat ödeyecekler. Böyle birşey olamaz, çünkü ellerinde yeterli kaynak yok, hiçbir araştırma "oyunlar agresif davranışa sebep olur" demiyor, en azından basına yansıyan böyle bir araştırma yok. Çok açık ki oyunları sigarayla aynı kefeye koymaya çalışıyorlar, ancak avuçlarını yalayacaklar.

E3'ü küçülttüler falan ama Allah'tan ESA var. Yoksa ESRB'nin eline kalsaydık şimdiye "uyuşturucu bağımlısı" muamelesi yiyecektik görünüşe göre. "Kalsaydık mı? İyi de biz Amerika'da yaşamıyoruz ki?" demeyin, muhtemelen bu uygulama her yerde başlardı, özellikle Türkiye gibi oyun dedin mi "ekmek arası sucuk" anlayan insanlar bu ibareyi kendilerine uyarlayıp kafalarına göre oyunların üzerine yapıştırıverirlerdi. Tahmin edebiliyorum şimdiden: "UYARI: BİLGİSAYAR OYUNLARI CİNSEL GÜCÜNÜZÜ KÖTÜ YÖNDE ETKİLER." Böyle birşey olurdu, emin olun. Şimdi şaka gibi geliyor ama değil.

Yarın eğer çok özel bir durum olmazsa muhteşem bir haber geliyor. Çok eğlenicez, çoook.

Kaynak:
Joystiq

12 Ocak 2009 Pazartesi

Funcom Age of Conan'ın Sunucu Sayısını Yarıya Düşürüyor


Aslında geçen yazımı arkadaşlarımla birlikte Age of Conan'ın başında geçiren biri olarak bunun olacağını biliyordum. Oyun en son level seviyesi olan 80'e kadar muhteşem bir deneyim sunuyordu: detaylı hazırlanmış quest'ler, her seviye için ayrı item setleri, yetenek bazlı PVP... Ancak level 80'e vardığınızda işler tamamen değişiyordu: henüz diğer Tier'leri tasarlayamadıkları için inanılmaz derecede zor, neredeyse "BU BOSS'U ÖLDÜREMESİNLER DE GÖRSÜNLER EBELERİNİNKİNİ!" diye tükürükler saçarak bağaran bir grup tasarımcı tarafından tasarlanmış gibi duran raid boss'larıyla savaşmak (ve sürekli wipe yemek), bir bug'dan ya da oyun mekaniğindeki bir hatadan dolayı "kuşatılamayan" kaleleri kuşatmaya çalışmak, oyunda bulunan bir bug'ı exploit etmiş bir Guardian tarafından tek vuruşta öldürülmek (ki ÇOOOOK kişi exploit etti bu "gem" bug'ını, bir ben kalmamıştım exploit etmeyen neredeyse) bir süre sonra sıkıyordu. Geriye yapılacak quest'te kalmadığı için level 80'e varan çoğu kişi oyunun bi süre düzelmesini ve oyuna yeni içerik eklenmesini bekledi, ancak yapımcı firma oyunu o kadar erken sürmüştü ki piyasaya, bir yerinden kapatsa başka yerinden su alıyordu Age of Conan. İşte o zaman anladım bu oyunun nereye gittiğini ve üyeliğimi yenilemedim o ay. Age of Conan maceramda böylece sonlanmış oldu.

İşte, kaçınılmaz olan meydana geldi: Age of Conan sunucu sayısı 49'dan 18'e düşüyor ve oyunu komple kapatmamaların tek sebebi Funcom'un birkaç sene sonra çıkacak olan projesi (MMORPG sanırım bu da) "The Secret World"e kadar başka hiçbir gelir kaynağı olmaması. Yoksa Funcom Conan'dan hiç memnun değil. Peki sizce bütün bu olanların arkasındaki suçlu kim? Content eklemeyen, bugları düzeltmeyen tembel developer'lar mı? Oyunun başarısı için elinden geleni yapmayan, daha fazla adam tutması gerekirken kısıtlı bir bütçeyle yetinen Funcom mu? Acaba bir kaç gündür sürekli "oyunlarının tutmamasından, iyi satılamamasından şikayetçi biri olabilir mi?

Evet, bunların TEK SORUMLUSU OYUNUN BİR AN ÖNCE ÇIKMASI İÇİN FİRMAYA BASKI YAPAN YAYINCI FİRMA EIDOS'TUR. Funcom elinden geleni yaptı ancak daha fazla eleman almaya parası yoktu, sonuçta EA ya da Ubisoft'tan bahsetmiyoruz burada, çok daha küçük bir balık Funcom bu piyasada. Hayır, tembel developer'lar da değil sorun, onlar herşeyden önce bugları çözemiyorlardı ki nerede yeni content eklemek. Buglar küçük bug'lar da değildi, oyunun tee kaynak koduna dayanan, Conan'la aynı kaynak kodunu kullanan Anarchy Online'a kadar giden çok büyük çaplı "memory leak" sorunlarıydı bunlar. Aylarca çözemediler bu sorunları ve bunun üzerine umutsuzluğa kapılan oyuncular paralarının boşa gitmemesi için bir bir üyeliklerini iptal ettirip World of Warcraft'a ya da eskiden oynadıkları multiplayer oyunlara döndüler. Funcom çok sonradan PVP'ye çok güzel özellikler ekleyen PVP Patch getirmiş ve sorunların büyük kısmını çözmüş olsa da artık çok geçti. Oyuncuları bilirsiniz, bir kere bir oyun hakkında yargıya vardılar mı onları geri döndürmek çok zordur. Age of Conan çok oyuncu kaybetti ve ne yaparsa yapsın bir daha geri kazanamadı o kaybettiği oyuncuları. "Giden gitsin sağ kalanlar bizimdir" dediler bu sefer bir darbe'de World of Warcraft'tan geldi: Wrath of the Lich King'le birlikte toplam oyuncu sayısının yüzde elliye yakını WoW'a geri döndü.

Evet, Age of Conan'ın inanılmaz bir içerikle, bütün bug'larından arınmış ve taş gibi DirectX 10 desteğiyle geçen ay gibi raflarda olması gerekiyordu, Mayıs'ta değil. Eidos, oyun Wrath of the Lich King'den önce çıksın istedi, böylece kafasında oyuncu toplayacaktı ve Conan'a bağlanan oyuncular bir daha gitmek istemeyecekti. Funcom'un zaten elleri bağlı, yayıncının istediği gibi hareket etmek zorundalar, başka çareleri yok, yoksa yayıncı anlaşmayı fesheder. Eğer Aralık 2008'de yayınlansaydı bütün sorunlar çözülürdü, DirectX 10 desteği hazır edilirdi ve Wrath of the Lich King'in üzerinden de bayağı bir zaman geçmiş olurdu. Bence olması gereken tarih buydu. İnanın, Age of Conan'da öyle büyük bir potansiyel vardı ki... Yayıncının erken tarih ısrarına, "HEMEN, ŞİMDİ PARA KAZANMAK İSTİYORUM!!!" zihniyetine kurban gitti bir oyun daha işte.

Ne diyebilirim ki, yazık oldu.

Kaynak:
Joystiq

11 Ocak 2009 Pazar

Eidos Lara Croft'u Daha "Kadın Dostu" Bir Karakter Olarak Yeniden Tasarlayacak


Yok, bu adamlar anlamayacak. Hala problemin Lara'dan kaynaklandığını düşünüyorlar. Şimdi de Lara'yı daha kadın-dostu bir karakter olarak tekrar tasarlayacaklarını söylüyorlar. Bu amaç için oyunun tüm içeriğini değiştirebilirlermiş, oyunun nası göründüğünden nasıl oynandığına kadar. Hmm, kadın dostu yerine, "casual dostu" deseydik?

Yahu, artık Lara'nın artık eskmiş bir karakter olduğunu anlamak zor mu? İlla işi Sonic'e mi döndürmek istiyorlar? Biz "yeni seriler, yeni karakterler tasarlicaz" demelerini beklerken "Lara'yı yeniden icat edicez" diyorlar. Anladığım kadarıyla bu kadar oyunu, bu kadar filmi olan bir karakterin "isminden" vazgeçmek istemiyorlar, her ne kadar sıfırdan icat edilecek olsa da adı "Lara Croft" kalsın istiyorlar. İyi de Lara Croft erkek oyuncular arasında popüler, kadınlar için o kadar birşey ifade etmiyor ki? NEDEN SIFIRDAN İSMİ CİSMİ FARKLI, KADIN DOSTU BİR KARAKTER VE BU KARAKTERE AİT BİR OYUN SERİSİ TASARLANMIYOR VE LARA CROFT RAHAT BIRAKILMIYOR? Ben bu işin mantığını anlayamadım bi türlü. Son zamanlarda oyun piyasasını ele geçirmiş durumda olan "karakterin ölüsünden de dirisinden de faydalanalım be abi" zihniyetinin bir sonucu heralde bu.

Ayrıca Lara nasıl kadın dostu olacak acaba? Evinin hanımı olup yemek mi pişircek (Lara's Cooking on Nintendo DS!) yoksa oyun boyunca Heidi gibi alp kırlarında gezip çiçek mi toplicaz? Nasıl olacak bu iş, aklınıza bir konsept geliyor mu? E konsept değişecekse, artık mezarlarda gezinmeyeceksek "Tomb Raider" olmaz ki, alakasız bir oyun olur.

Bırakın Lara'yı en son halindeki gibi hatırlayalım: Action-adventure türünü seven erkekler olarak hayatımızın büyük bir bölümünde vakit geçirdiğimiz kumral tenli, seksi, hafif agresif, inatçı mezar soyguncusu. Bırakın öyle kalsın, Sonic gibi "eskiden iyidi sonraları iyice rezil oldu" diye hatırlamayalım onu da. Casual olmasın, önlük giydirip DS ekranında yemek yaptırtmayın Lara'ya. Bırakın "vasat" seviyede kalsın, daha fazla aşağıya inmesin. Çünkü ben bu "daha kadın dostu/kullanıcı dostu" yapma muhabbetlerini çok iyi biliyorum. Serinin içine tuvaletinizi yapacağınız anlamına geliyor bu. Lütfen.

Kaynak:
Joystiq

10 Ocak 2009 Cumartesi

Bob'un Oyunu İçin Yaptığı 100 Günlük Protesto Geçirdiği Sinir Kriziyle Sona Erdi


Bir-iki hafta önce blogda Bob'un protestosuyla ilgili bir iki şey karalamıştım. Tekrar hatırlamak gerekirse, Bob beş senedir üzerinde çalıştığı ve Nintendo DS'e çıkmasını hedeflediği "Bob's Game" adlı oyununu geliştirmek için Nintendo'dan devkit istemişti ancak Nintendo Bob'a geri dönmemişti. Bob'da bu durumu protesto etmek amacıyla ve emeğinin boşa gitmemesi için 100 günlük bir protestoya başladı. Protesto için yaptığı eylem ise kendini hiç televizyon, internet, telefon vs. olmayan ofisine kapatmak ve 100 gün bu odadan çıkmayarak oyunu üzerinde çalışmaktı. Bu şekilde Nintendo'nun ilgisini çekmeyi umuyordu Bob.

Ancak resimden de anlayacağınız üzere Bob'un protestosu dün bitti. Hem de oldukça kötü bir şekilde. Birkaç gündür sürekli blogunda artan baş ağrısı şikayetlerinden dem vuran Bob, en son "BEN DÜNYANIN EN İYİ YAPIMCISIYIM! BİR OYUNU TEK BAŞIMA YAPTIM! HEPSİNİ GEÇTİM!" ve "NİNTENDO, EĞER BANA SDK VERMEZSENİZ İNTİKAMIM KÖTÜ OLUR, O BİNAYI BAŞINIZA YIKARIM!" gibi şeyler yazmıştı ve daha sonra "bunu yazdığımı bile hatırlamıyorum, başımda sürekli ağrıyor..." gibi birşeyler söylemişti. Bob'un ben bunları istyerek yazdığına inanmıyorum, adam Nintendo'nun ilgisini çekemeyeceğini ve beş yıllık emeğinin komple çöpe gideceğini anlayınca sinir krizine girmiş olmalı. Bu yüzden bu dediklerini bilerek söylemediğini biliyorum. Zaten ofisinin drumuna bakar mısınız? Evet, o yerdeki kişi Bob, polisler onu kaldırmadan ve götürmeden önce kameranın başında öyle bekledi. Amacı ölü taklidi yaparak Nintendo'nun ilgisini çekmekti.

Belki de Bob'un methodları yanlıştı, belki böyle bir protestoya en başından başlamamalıydı. Ancak Bob bir konuda haklıydı: Oyunu oyunu şu anda DS'e çıkan bir çok çöp oyundan çok daha fazla yayınlanmayı hakediyordu, çünkü bunu tek başına ve beş sene uğraşarak yapmıştı( ve oyun güzel birşey olabilir, free roaming tarzında çok büyük bir şehirde gezebildiğiniz bir oyun, aynı zamanda 200'e birbirinden farklı kendine has kişilikleri olan karakter içeriyormuş ve çok güzel bir senaryosu varmış Bob'un anlattığına ve Youtube kliplerinden gördüğümüz kadarıyla). Her ne kadar yukarıda bahsettiğim tarzdan çocukça blog entry'leri girmeye başlamış olsa da(ki dediğim gibi sinir krizi geçiriyordu bence)bana kalırsa yaptığı iş saygıyı fazlasıyla hakediyor. Asıl saygısızlığı yapan ona en azından "sana SDK'yı vermeyeceğiz!" şeklinde bile geri dönüş yapmayan, kesinlike üçüncü parti yapımcıları istemeyen, birinci parti yazılımlarla kendi konsolundan SAĞDIĞI bütün para ona kalsın isteyen Nintendo'dur. Bu adam bir cevabı hakediyordu bence. Tabi ki Bob'unda bunda biraz suçu var, yok desek yalan olur. O da farklı merciilere başvurmadan sadece Nintendo'yla çalışmak istedi, en azından Valve ile iletişime geçerek oyununu indie olarak Steam'de yayınlatmayı deneyebilirdi. Ancak anladığım kadarıyla Nintendo oyunlarıyla büyümüş bir adam Bob, bu yüzden sadece o firmayla çalışmak istedi.

Nintendo çok değişti Bob. Artık o Gameboy'a harika oyunlar yapan, küçük firmaları ve yapımcıları destekleyen bir Nintendo yok. Artık BÜTÜN İNEĞİ KENDİ SAĞMAK VE BAŞKASINA BİR GRAM KOKLATMAK İSTEMEYEN, KÜÇÜK YAPIMCILARI EZEN VE HİÇ DEĞER VERMEYEN, SADECE SATIŞ GARANTİSİ YÜZDE YÜZ OLAN OYUNLAR ÇIKARTAN VE "PARA! DAHA ÇOK PARA!!!" DİYE BAĞIRAN BİR NİNTENDO VAR. Ne yazık ki gerçek bu. Eski Nintendo sevimli bir amcayken, yeni Nintendo huysuz, paragöz bir ihtiyar resmen.

Nintendo para hırsından dolayı "CASUAL, DAHA ÇOK CASUAL! AİLELERİN CEBİNDEKİ BÜTÜN PARAYI İSTİYORUM!!!" çığlıkları eşliğinde paso casual oyunlar yaparken fanbase'ini teker teker kaybettiğinin farkında değil. Heh, gerçi umurlarında mı artık, öyle değerler mi kaldı firmalar için, fanbase, onları seven insanlar falan? PARA OLDUĞU SÜRECE FANBASE'E NE GEREK VAR CANIM?

Bazen o eski günleri özlüyorum biliyor musunuz? Çok değil, belki beş sene önce böyle değildi hiçbirşey. Özellikle Nintendo'nun kendine has bir userbase'i vardı, insider oyunları vardı sadece Nintendo fanlarının anlayabileceği. Wii geldi ve herşey değişti, Nintendo günden güne ruhsuz bir firma oldu, Wii bir "para kazanma makinesi" olarak görülmeye başladı ve fanlar onlara has oyun yapılmadığı ve Nintendo fanlarını tam anlamıyla TERKETTİĞİ İÇİN fanlar da misilleme olarak teker teker Nintendo'yu terketti. Hala fanboylar olsa da sayıları artık 2-3 sene öncesine kadar oldukça az, günden güne daha çok insan Nintendo'nun gerçek yüzünü görüyor.

Artık Nintendo ölmüştür benim gözümde. Bundan sonra ağızlarıyla değil kuş, F-16 tutsalar umrumda değil.

Kaynak:
Joystiq

9 Ocak 2009 Cuma

Tomb Raider: Underworld'ün Satışları Eidos'un Beklentilerini Karşılayamamış, Sebebi Krizmiş (Hadi ya)


Tomb Raider: Legend'dan sonra gerçekten serinin düzelmeye başlayacağına dair umuda kapılmıştık, ancak Underworld yine "ilk oyunu düzgün yap, geri kalanlar berbat olsun ve ilk oyunun isminden yesin" mantığına kurban gitti. Ben ısrarla Lara'nın arkasına geçirmeye çalıştığım da sürekli daracık bir alana sıkışarak Lara'yı rontluyormuşuz hissi uyandıran kamera, 1998'den kalma o zamanın standartlarında iyi sayılan ancak artık kelimenin tam anlamıyla "rezillik" olan, ateş ederken zıplayabildiğimiz ve havada bilmem kaçlı salto atarken KAPLANIN TEKİNİ TAM GÖZ BEBEĞİNDEN VURABİLDİĞİMİZ combat mekaniği (daha doğrusu combat saçmalığı, bunu yapan adam bu harekeleri tasarlarken ne içiyordu acaba, oyunu oynarken "COVER DİYE BİŞEY İCAT EDİLDİ BE BABA, BU İŞKENCEYİ ÇEKTİRMEYİN ARTIK" diye bağırasım geldi) çok hayal kırıklığına uğrattı beni. Legend'la artık serinin bunları aştığını düşünüyordum, ancak görünen o ki yapımcı değişse bile bu eski problemlerden çok da uzağa gidememişiz.

Ha, rantı geçip habere gelirsek, Eidos Tomb Raider Underworld'ün satışlarından memnun olmadığını belirtmiş. Sebep olarak ise "Kuzey Amerika'da kriz var, herkesin işler böyle be abi" gibi bişey demiş. E tabi adamda haklı, bu zamana kadar rezalet olan her Tomb Raider oyununu bilinçsiz oyuncu/tüketici tarafından deli gibi satın alınırsa olacağı buydu, şimdi "e bu sefer neden almadılar ki, kesin krizdendir" diye düşünüyor adamcağız. Oyunun o kadar iyi olmadığını anlayamıyor bile. Yazık.

Eidos, artık HAVADA ONSEKİZLİ SALTO ATARKEN YERDEN 50 METRE YÜKSEKLİKTEKİ KARTALI GÖZ BEBEĞİNİN İÇİNDEKİ KILCAL DAMARDAN VURAN karakterlerin devri kapandı canım. Farkında mısınız bilmiyorum ama baya uzun zamandır oyunlarda "cover" diye bişey kullanılıyor. Ama yoo, siz sakın kullanmayın çünkü Tom ve Jerry gerçekçiliğinde olması lazım her Tomb Raider'ın. Kısacası TOMB RAIDER ESKİDİ VE SİZ DE HER OYUNU TOMB RAIDER 1 MEKANİKLERİYLE YAPMAYA ÇALIŞMAKLA ONU İYİCE ÖLÜME TERKEDİYORSUNUZ.

Şimdiye kadar ne ben ne de başka birisi ne yazarsa yazsın birşey değişmiyordu ve adamlar Tomb Raider oyunlarını aynen bu şekilde yapmaya devam ediyorlardı. Şimdi kriz geldi, artık herkes oyunlarını kaliteli yapmak zorunda kalacak, zira alıcı öncekinden çok daha seçiçi oldu. Artık oyunları alanlar genelde hardcore kitle, bu yüzden "eleştirmenlerin oyunlar hakkında ne dediğini önemseyen bilinçli bir kitleye" oyun sunmak zorundalar. KUSURA BAKMAYIN BEYLER, ARTIK İSİMDEN PARA KAZANAMIYORSUNUZ VE UZUN BİR SÜRE DE KAZANAMAYACAKSINIZ. Yapımcılar ve dağıtımcılar buna alışsa iyi olur. Kriz dönemi, sadece kaliteli oyunların para kazandırdığı bir dönem, 1998'den kalma mekanikleri kullanan oyunların, kapağındaki kadının göğüslerine bakarak oyun alanların firmalara para kazandırdığı bir dönem değil. Gerçekten iyi oyunlar yapımcısına para kazandırıyor bu dönemde. Neden Valve çıkıp "Left 4 Dead satışları beklediğimizden düşük" ya da Bethesda "Fallout 3 satışları hiç iyi değil" demiyor? Bu oyunların KALİTELİ OLMASIYLA BİR İLGİSİ OLABİLİR Mİ?

Biliyor musunuz? Ben bu kriz işini sevdim.

Kaynak:
Kotaku

8 Ocak 2009 Perşembe

Bioware GDC 09'da Mass Effect 2 Bölüm Tasarımı Hakkında Konuşacak


Bi dakika bi dakika, MASS EFFECT'DE BÖLÜM TASARIMI MI VARDI? Hiç dikkatimi çekmemiş, ben tasarımcı ekibin bir uzay gemisi ve bir de uzay üssü tasarlayıp geri kalan bütün bölümleri bu ikisinden copy+paste'lediğini düşünmüştüm. Oldukça boş alanlar ve birbirinin aynısı uzay üsleri, şehirler, gezegenler, silahlar, zırhlar... Tamam, minimalizm güzel kullanıldığında gerçekten hoş birşey ancak Mass Effect'de tembellikten kaynaklandığı o kadar belliydi ki. Daha doğrusu tembellik demeyelim, OYUNU TASARLAYAN EKİBİN YÜZDE DOKSANININ SADECE DİYALOG YAZDIĞINI DÜŞÜNÜRSEK ÇOK NORMAL! Yazmadılarsa bile bölüm tasarımına hiç katkıları olmadığı o kadar açıktı ki... Mass Effect güzel bir oyundu ancak senaryoyu ve dialogları oyundan çıkarınca ne adam gibi gameplay vardı oyunda, ne de bir sanatsal dizayn. "E BÜTÜN OYUNU DİYALOG ÜZERİNE Mİ İNŞA ETTİNİZ KARDEŞİM!" diyesim gelmişti o dönem oyunu aldığımda. Tabi ki senaryo muhteşemdi, diyaloglar oldukça iyi yazılmıştı. Ancak aksiyondan ve genel olarak gameplay'den hiçbir tat almamıştım, sadece senaryo için oyunun yarısına kadar gidebildim.

Umarım bu GDC'da en azından oyunun senaryosunu yazmak için ayrı bir 2000 kişilik ekip kiraladıklarını müjdelerler. Zira aynı "toplamda üç tane texture, iki tane level, bir tane silah hazırla, bunları kopyalaya yapıştıra birbirinin aynısı mekanlarda geçen 50 saatlik oyun yap, ondan sonra "AMA SENARYO GÜZELDİ Kİİİ!" de" adımlarını tekrarlarsa bu gerçekten kendilerini değiştirdiklerinden emin olana kadar aldığım son BioWare oyunu olabilir.

Kaynak:
Joystiq

7 Ocak 2009 Çarşamba

2K: Bioshock İçin Beş Devam Oyunu Çıkabilir!


Bioshock için 5 devam oyunu mu? Oha. Tamam, ikincisinde hadi geçmişte geçen olayları anlatıyor (prologue) ki ben birinci oyunda olaylara baya baya nokta konduğunu düşünmüştüm. Hadi zorlasan bir devam oyunu daha çıkar, triloji olur, AMA BEŞ? BEŞ OYUN! Yahu o kadar malzeme var mı Bioshock'da cidden? Gerçekten derin, güzel yazılmış bir senaryosu var ancak beş oyundan bahsediyoruz burada.

2K'nın Global Başkanı Christoph Hartmann bu konuda endişelenmememiz gerektiğini şöyle anlatıyor:

"Bioshock o kadar senaryoya bağlı bir oyun ki ister istemez şu soru su yüzüne çıkıyor: Olayı The Matrix'e döndürmeden kaç tane oyun yapabilirsiniz ki? İlk Matrix inanılmazdı, ikincisi garipti, üçüncüsü ise "Bu filmi yapan kişi ne içiyordu acaba?" diye sorduyordu. Ancak bir de Star Wars' a bakın. Star Wars'da kötü ve iyi arasında bir savaşı anlatıyor, aynı Bioshock gibi ve kaliteyi düşürmeden oldukça uzun bir seri tasarlayabildiler (oha, tutunma noktasına bakın adamın, "iyi ve kötünün arasında savaş"ı konu aldığı için benziyormuş birbirine, e zaten hemen hemen her benzer oyunu ve filmi buna indirgemek mümkün, zorlamak diye buna derim)."

Bioshock ve Star Wars? Her ne kadar Star Wars fanı olmasam da kesinlike çok geniş ve binlerce hikaye yaratılabilecek bir evreni olduğu kesin (özellikle "genişletilmiş evren"i işin içine katarsanız belki milyonlarca). Bioshock ise çok daha kısıtlı bir evren bence. Bir ütopyanın ters gitmesini anlatıyor ve her ne kadar senaryo derin olsa da bu evrenden aynı şeyleri tekrar yapmadan beş oyun çıkmaz gibi geliyor bana. Bunu görebilmek için çok zeki olmaya gerek yok, buyrun, Silent Hill. İlk üç oyun muhteşemken dördüncü oyunda çuvallamaya başladı, beşinci oyunun ise Silent Hill'le alakası yok neredeyse. Oysa Silent Hill'de çok derin bir evreni olan bir seri, ancak üç oyundan sonrası "kendini sürekli tekrar etme" halini aldı. Üstelik şunu unutmayın, önceden Rapture'da neler olduğunu bilmiyorduk, hep bir merak vardı içimizde ilk oyunu oynarken, aynı ilk Matrix'i izlerken Matrix'in ne olduğunu merak etmemiz ve ne olduğunu öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü filmlerin bizi etkilememesi gibi. Emin olun, gameplay'i yenilemedikleri ve daha zevkli hale getirmedikleri sürece aynı duyguyu Bioshock 2'de de yaşayacağız. Bioshock 2 için tek başına hikaye yetmeyecek, adam gibi gameplay'de gerekecek. Umarım 2K bunu farkeder ve gameplay'de düzenlemelere gider (daha tok bir vuruş hissi olsa ve anlamsızca güçlenen düşmanlar olmasa çok daha güzel olur).

Umarım Hartmann'ın bir bildiği vardır. Yoksa böyle bir serinin Silent Hill'le aynı kaderi paylaşması gerçekten üzücü olur.

Kaynak:
Kotaku

Z.O.M.A.K. Yenilendi!

Karanlıkta daha rahat okunabilmesi için ve bir kaç tasarımsal değişiklik yapmak istediğim için siteyi yeniledim. Aynı zamanda artık anonim olarak Google hesabına girmenize gerek kalmadan yorum yazılabiliyor. Anketi cevaplar ve/veya bu başlığın altına tasarımla ilgili yorumlarınızı yazarsanız sevinirim.

6 Ocak 2009 Salı

Ben Andac: "Sonic Team Tutkusunu Kaybetti"


Gerçekten, en son ne zaman iyi bir Sonic oyunu gördük hatırlayan var mı? Bir zamanlar arkadaşımızın 16 bit Sega Genesis'inde oynamak için bin dil doktüğümüz Sonic bildiğiniz üzere artık sefilleri oynuyor. İlk önce yeni konsollar için yapılan Sonic oyunu hemen ardından Sonic Unleashed hepimizi hayal kırıklığına uğrattı. Açıkçası Sonic Unleashed kötü notlar alınca şaşırmadık zira hepimiz bunu bekliyorduk.

Ancak bunun sebeplerini o zaman pek tanınmayan Ben Andac isimli (ki kendisi Sega Avrupa ve Sony Avrupa'da gayet yüksek mevkiilerde çalışmış bir isimmiş, ben de bilmiyordum) sahış taa 2006 yılında kendi ismini vermediği ve yazılarını anonim olarak yayınladığı bloğunda duyurmuş. Ancak "gece olunca yaratığa dönüşen, kolları Dhalsim gibi uzayan ve bir kurt adama benzeyen Sonic"den biraz erken bahsedince bütün yazıları siteden apar topar kaldırtılmış.

İşte bu "kehanetler"i iki gün önce birileri bulup yayınladı. Sitede yer alan makaleye göre Sonic Team'in 1996 yılında Sega Saturn için piyasaya çıkardığı "Nights into Dreams" adlı başarılı oyunun devamı niteliğinde olan ancak aynı başarıyı ucundan bile yakalamayan "NiGHTS: Journey of Dreams" aslında Wii'den önce Xbox 360'a ve PS3'e yapılıyormuş ve oldukça başarılı bir yapımmış. Ancak Wii'nin popüleritesini gören Sega Japonya "BU OYUNU DERHAL ÇÖPE ATIN VE Wİİ İÇİN SIFIRDAN YAPIN!" şeklinde emretmiş (işte burada bir zamanların en büyük oyun firması olan Sega'nın halini görüyoruz, neden Dreamcast'in battığını anlamak zor değil)... Oyun üzerine yaklaşık iki sene uğraşmışlar ve bütün oyun çöpe gitmiş sizin anlayacağınız. Hiç yeni bütçe planı yapmadan ve takıma ek para vermeden bir sene içinde oyunu bitirmeleri ve Wii için hazır etmeleri gerektiği söylenmiş. Ayrıca oyunun Xbox 360 versiyonu Andac'ın anlattığına göre (ki kendisi oynamış) oldukça güzelmiş ve bu versiyonuyla çıksa oldukça başarılı olacakmış. Ancak Wii versiyonu eleştirmenlerden 6/10 gibi notlar aldı ve vasatın sadece biraz üzerine çıkabilidi. Anlayacağınız Sega güzelim projeyi para hırsı yüzünden çöpe çevirmiş.

Aynı zamanda Sega'nın bir zamanlar en ünlü maskotu olan Sonic'in adı kullanılarak ard arda neden kötü oyunlar çıkarıldığını da anlatılıyor: Andac'a göre Sonic, Sega tarafından "sağılması gereken inek" olarak görülüyor ve bu yüzden bir Sonic oyunu tasarlanırken kaliteye ihtiyaç duyulmuyor. Genelde Sonic Team'e bir tarih veriliyor(atıyorum oyun 16.05.2008'da yapıma başlandıysa, 20.06.2009'da bitirilmesi isteniyor, yani adam gibi kaliteli bir oyun tasarlamak için hiç yeterli bir süre değil). Sürekli Sonic Team'e kötü davranılması ve elemanların emeğine zerre saygı gösterilmemesi adamların bütün "oyun yapma tutkusunu" bitirmiş anladığınız gibi. Bu yüzden kaliteli bir oyun yapma şansları yok denecek kadar az. Sega'nın sürekli adamların işlerine karışması en sonunda pes etmelerine ve her Sonic oyununu ruhsuzca tasarlamalarına sebep olmuş.

Böylece Sega'yı bitiren sebebi anlamış olduk: PARA HIRSI. Sürekli elemanlarına "ÇALIŞIN ULAN KÖPEKLER!" şeklinde muamele yapması en sonunda çalışanların bütün oyun yapma isteğini bitirmiş. Artık Sonic Team'den herhangi bir şekilde iyi bir oyun çıkacağını sanmıyorum gerçekten. Sonic öldü ve leşini bize yıllardır oyun diye sunuyorlar, başka da bir açıklaması yok bunun.

Artık Sonic'i ve Sega'yı geride bırakıp başka şeylere ilerlememizin zamanı gelmiş anlaşılan. Evet o günler çok güzeldi ancak "it's time to move on."

Kaynak:
Destructoid

5 Ocak 2009 Pazartesi

15 Yaşında Koreli Çocuk Oyunlarda Başarılı Olamadığı İçin Depo Yaktı (OHA)

Tamam, o bi türlü göremediğimiz sniper sürekli bizi aynı noktada vurduğu ya da platformlardan platformlara atlarken tam sonuna geldiğimizde yanlış zamanlama sonucu aşağıya düşüp en baştan oynamak zorunda kaldığımız anlarda hepimiz klavye/mouse'umuzu kırma noktasına geldik. Özellikle gençken... Ancak bu koreli çocuk artık olayı bambaşka bir kıvama getirmiş: ADAM OYUNDA BAŞARISIZ OLDU DİYE DEPO YAKMIŞ!

Cumartesi akşamı internet cafe'den sinirle ayrılan genç bir binanın dördüncü katına çıkıp yakındaki bir mağazanın deposunu komple yakmış. Polis olay yerine geldiğinde ise ifadesi: "Oyuna sinirlendiğim için yaktım, pişman değilim" olmuş ("pişman değilim" kısmını şimdi ben salladım).

Ne güzel, yarın manşet manşet "OYUNLAR DEPO YAKTIRIYOR!" haberleri göreceğiz dünya basınında muhtemelen. Harika, bi bu suçlama eksik kalmıştı zaten oyunlara karşı kullanılmayan. Artık dünya medyasının gözünde "vahşete teşvik eden, çocukların konuşmasını engelleyen, zihinsel yapılarını göçerten ve DEPO YAKTIRAN" oyunlarımız var. Fevkalede, ne diyim.

Kaynak:
Destructoid

4 Ocak 2009 Pazar

Bilgisayar Oyunları Şimdi de İki Yaşındaki Çocuklarda Konuşma Problemleri Yaratıyor(muş)

Evet efenim, gün geçmiyor ki sayın basın mensupları ve sosyologlarımız yapacak iş bulamayıp "BİLGİSAYAR OYUNLARI GÖZ ALTLARINDA KIRIŞIK YAPIYOR!" şeklinde haberlerle karşımıza çıkmasın. Şimdi de ingiliz gazetesi Telegraph'ın haberine göre bilgisayar oyunları bağımlılığı yüzünden oyunlar iki yaşında basmış çocuklar konuşamıyormuş.Hmm... Bi dakika bi dakika, "iki yaşında" mı? İKİ YAŞINDAKİ BİR ÇOCUĞUN OYUNLA NE İŞİ OLUR BE?!?
Mainstream oyunların %90'undan fazlası en azından 6+ yaş içinken nasıl oluyor da iki yaşında bir çocuğun eline gamepad verebiliyor bu aileler? VE BUNDAN DOLAYI DA MI OYUNLAR SUÇLU? Neyse ki bu sefer haberin kaynağı olan raporda tek oyunlar değil, ailelerin ilgisizliği de suçlanıyor.

İyi de, benim anlayamadığım bir nokta daha var: Çocuk iki yaşına kadar konuşmazsa ne olur ki? Üç yaşında konuşmaya başlayan birçok kişi biliyorum ve aileleri bunu pek sorun yapmamıştı.

Bu haber şimdiye kadar gördüğüm belki de bu yüzyılın en dayanıksız, en "hadi bi haber yapalım da görsel ve işitsel medyayı suçlayarak ebeveynlerin gözüne girelim" haberi. Gerçekten bu adamların daha mantıklı şeylerle uğraşmaları gerekmiyor mu? Artık her yapacak iş bulamayan oyunlara saldırır oldu. En azından mantıklı dayanakları vardı eskiden, artık sadece "bir şekilde b.k atalım da nasıl olursa olsun" mantığıyla yapıyorlar bu haberleri.

Bu kadar iş gücünün böyle saçma salak araştırmalar için harcandığını görmek gerçekten üzücü.

Kaynak:

3 Ocak 2009 Cumartesi

Söylenti: Traveller's Tales "Lego Rock Band" Üzerinde Çalışıyor


Hah, Lego Star Wars, Lego Batman, Lego Indiana Jones tuttu ya, bitmiştir bu iş. Artık Lego ne yapsalar tutar nasıl olsa. Filmleri ve çizgi romanları Lego yaptıkları yetmedi (ki güzel oldu, ona bir lafım yok), şimdi de müzik oyunlarını "legolaştırıyor"lar. Tamam, "Lego" konseptine uyum sağlayan Batman ya da Star Wars gibi IP'ler oldukça yakıştı Lego'ya. Ancak Rock Band? Nasıl bir "yeni oyun mekaniği" sağlayacak ki bu oyun? Rock Band'de sahnede konser veren karakterleri Lego karakterler ile değiştirdik, ee? Lego parçalarını birleştirerek mi müzik yapacağız? Ayrıca Rock Band'den farklı bir oyun mekaniği tasarlanırsa bu "Rock Band" olur mu? Peki yeni bir oyun mekaniği kullanılmazsa ve dediğim gibi sadece Lego karakterlerle sahnede konser veren karakterler değiştirilirse bu oyuna para verilir mi?

Umarım bu söylenti gerçek değildir çünkü öyleyse bu oyun kanımca Lego adı altında çıkmış en gereksiz oyun olacak. Bana kalırsa Lego markalı oyunların yapımcısı "Traveller's Tales"ın Lego'ya uymayacak konseptleri zorlamak yerine daha uygun konseptler bulması ya da elinde halihazırda mevcut olan Lego oyunlarını devam ettirmesi ve "platform" türünde kalması daha yerinde olur.

Kaynak:
Joystiq

2 Ocak 2009 Cuma

Resident Evil Yapımcısı "Japon Piyasasına Dönük Yapılan Oyunlar" Hakkında Endişeli Olduğunu Açıkladı


Görünüşe bakılırsa Resident Evil 5'in yapımcısı Jun Takeuchi'de dahil olmak üzere birçok Japon yapımcı Amerika'daki stüdyoların kendilerine rakip olacak, japon pazarına da hitap edecek oyunlar yapmayı hedeflemesi üzerine endişeye kapıldı. Yapımcıların ve firmaların en çok korktuğu şey kendine has bir tarzı olan japon oyun piyasasınını komple batılıların işgal etmesi. Önceden yaptıkları oyunlarla japonlara hitap etmeyi pek beceremeyen birçok batı menşeili firma, Little Big Planet'la Media Molecule'un japon oyun piyasasında kazandığı başarının da etkisiyle artık gözünü Japon piyasasına dikmiş gibi görünüyor.

Açıkçası japonların neden bu zamana kadar abidik gubidik çoğumuzun adını bile bilmediği ve asla batı piyasasında yer edinememiş Japon RPG'leri yapmak yerine piyasada yerini sağlamlaştırmak adına batı sektöründe de tutacak oyunlar yapmadığını anlayamıyorum. Evet yaptılar, Silent Hill serisi, Resident Evil serisi, bunlar batı oyun piyasasında çok da başarılı oldu. Ancak görülüyor ki bunlar yeterli olmadı ki şu anda bu durumdalar ve batılı yapımcıların piyasayı ele geçirmesinden korkuyorlar. Japonlar ellerindeki imkanı ve yaratıcı gücü değerlendirip bu zamana kadar sektördeki yerini güçlendirselerdi büyük ihtimalle şu anda sektörde çok daha farklı bir durumda olacaklardı ve "ya batılılar bütün sektörü ele geçirirse?" diye korkmalarına gerek olmayacaktı.

En azından Capcom, Konami gibi firmaların korkmasına gerek yok zira hem batı, hem de japon piyasasına hitap etmeyi becerebiliyorlar. Ama küçük çaplı diğer firmaların teker teker kapandığı günleri görmemiz yakındır.

Kaynak:
Destructoid

1 Ocak 2009 Perşembe

Sony: "Home Daha Uzun Bir Süre Beta Olarak Kalabilir"


Sony'nin muhteşem, insanlara şimdiye kadar hiç verilmemiş bir özgürlük sağlayan (!) ve bu özgürlüğün sonucu olarak İngiltere'den yeni tanıştığınız biriyle üzerindeki tişörtün "cool olup olmadığı" hakkında entellektüel bir sohbete dalmışken arkanızdan gelen fransızın size avatarı ile ayıpçı hareketler yapması sonucunda kapayıp bir daha yüzüne bakmadığınız "Home", yönetmeni Jack Buser'a göre daha uzuuuun bir süre beta sürecinde kalmaya devam edecek. Buser'ın tam sözleri şöyle:

"Şu anda Home'u "beta" olarak adlandırmak hoşumuza gidiyor, bu yüzden Home daha uzun bir süre beta olarak kalacak (çünkü "hoşlarına gidiyormuş", ilginç). Beta'dan başka bir evreye geçip geçmeyeceğimiz ise şu anda meçhul (ne demekse bu, hep beta olarak kalacak gibi bir anlam çıkıyor)."

Ben size Buser'ın sözlerini şöyle açıklayayım:

"Ya biz şimdi bişey yaptık ama bunla ne yapacağımızı keşke önceden düşünseydik. Yaptık bunu, böyle elimizde patladı. Elinde saatlerce boş saati olan üç beş kişi dışında hiçkimse de ilgilenmiyor. Ekleyecek herhangi bir orjinal fikrimiz de yok, zaten burada olan herşey daha önce diğer yaşam simulasyonlarında yapılmıştı. Gaza gelip "Bİ FİKRİMİZ VAR, MICROSOFT'UN LIVE'INI BİLE ONA KATLİCAK ABİ!!!" diye milleti de gaza getirdik. Böyle beta falan diye zaman kazanmaya çalışıyoruz, yoksa bi b.ka yaramaz bu Home."

Umudunuzu kaybetmeyin. Birgün gelecek Sony'de PS3 için dandirik yaşam simulasyonumsu programlar yapmak yerine God of War gibi exclusive oyunlar yapması gerektiğini, en çok bunun PS3 sattıracağını anlayacak. O gün de gelecek(umarım)...

Kaynak: