25 Ağustos 2009 Salı

Sony, PS3 Slim'le Birlikte "Yine" Para Kaybediyor


Yahu herhangi birisi Sony'nin ne yapmaya çalıştığını anlayabiliyor mu allahaşkına? PS3 Slim henüz bir söylentiyken "yok canım, daha bu aletin çok yolu var, sahtedir kesin" diye düşünmüştüm zira Sony'nin bu derece bir aptallık yapacağına ihtimal veremiyordum bir türlü. E daha PS3 satışlarından bile yeni yeni kar etmeye başlamışlardı ne de olsa, herşeyden önce zararlarını kapatmaları gerekiyordu. Ancak birkaç gün önce kötü haber geldi: PS3 Slim gerçekti ve birkaç ay sonra raflarda yerini alacaktı. Bunu gördüğüm anda Sony'den umudumu tam anlamıyla kestim diyebilirim çünkü bu yeni donanımın satışından zarar ettiklerini adım gibi biliyordum. En sonunda beklediğim haberi bugün Kotaku'da gezinirken gördüm.

Kaz Hirai isimli, bizim dünyamızda değil, PS3'ün çok iyi sattığı bir paralel evrende yaşayan vatandaş, "PS3 Slim'den zarar edecek misiniz" sorusuna "bambaşkaymışsın" dedirten, oldukça ilginç bir cevap yumurtlamış:

"Eğer yalnızca donanımdan bahsediyorsanız, cevap evet. Biliyorum, bu cevap başlık olarak oldukça uygun ancak işler o kadar basit değil. Sonuçta bu işin içinde yazılım ve ek donanımlar da var. "

Anladık, ellerine biraz para geçmiş, onu da komple PS3 Slim'e yatırıyorlar. Hayır, benim merak ettiğim, ne gerek vardı? NEDEN? Yani PS3 Slim'in amacı ne? Ben size söyleyeyim, konsolun kötü imajını tazelemek, yani PS3'e bir reset atmak, insanların gözünde yeni bir PS3 imajı uyandırmak. Ancak yine diyorum, ne gerek vardı ki. Zaten seneye God of War 3'ten Uncharted 2'ye birçok exclusive çıkıyor, onlar aleti sattırmaya yeterli olmayacak mıydı? Hayır, sonuçta içi aynı olduğu sürece, aynı oyunları çalıştırdığı sürece istediğikleri kadar resetlesinler, isterlerse bir sene sonra başka bir logo ve dış kapakla bir PS3 Slimmer çıkarsınlar, yazılım alanında kendilerini geliştirmedikleri sürece PS3 "inferior konsol" olarak kalmaya mahkum olacak ne yazık ki.

Ha şu da var, PS3 hiçbir zaman yazılım alanında başarılı bir konsol olamadı ki zaten. Örnek vermek gerekirse, Infamous, bir Playstation 3 exclusive'i ancak iyi ile vasat arasındaki çizgide bir oyun olarak kaldı. Şu anda Metal Gear Solid 4 dışında herhangi birine PS3 aldıracak bir oyun bilmiyorum açıkçası (Killzone 2 demeyin lütfen, KZ2 için PS3 alacaksanız size hiçbirşey demiyorum). DLC konusunda da Xbox tahtında oturuyor, multiplatform oyun satışları konusunda ise 360'ın üstünlüğü tartışılamaz bile. E hangi yazılımdan bahsediyor acaba sayın Hirai, gerçekten merak ediyorum.

Sony'nin izlediği bu yeni strateji umarım başarılı olur, aksi taktirde daha fazla para kaybetmeleri Playstation isminin sonu olabilir.

Kaynak:
Kotaku

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Valve, Team Fortress 2'nin Xbox 360 Versiyonunu "Dışlamayı" Sürdürüyor



Tamam, biliyorum. Son güncellemeden bu yana bir ayı geçti ancak hala buradayım, merak etmeyin. Dolayısıyla Z.O.M.A.K. -en azından ben aksini söyleyene kadar- düzenli güncellenen bir blog olma iddiasında değil artık, muhtemelen uzun bir süre de böyle olacak. Ha, ne zaman yine daha rahat vakit ayırabilir kıvama geleceğim, o zaman günlük olmasa bile 3-4 günde bir güncellemeye başlayacağım tekrar arkadaşlar.

Team Fortress 2 PC'ye çıktığından bu yana ne kadar çok güncellendi değil mi? Unlockable'lar, yeni haritalar, achievement'lar, yeni oyun modları... Hatta bana kalırsa güncelleme konusunda en başarılı PC aksiyon oyunu oldu Team Fortress 2. E sonuçta Valve -Left for Dead mevzusu hariç- hiçbir zaman kitlesinin yüzünü kara çıkartan bir ekip olmadı ve milyonlarca PC kullanıcısının sevgisini kazandılar bu sayede.

Ancak ortada -bana kalırsa- Valve açısından oldukça yüz kızartıcı bir durum var ki o da Team Fortress 2'nin Xbox 360 versiyonunun çıktığından beri NEREDEYSE HİÇ güncellenmemesi. Evet arkadaşlar, yanlış okumadınız: Xbox 360 kullanıcıları hala Nisan 2007'de çıkan oyunu oynuyorlar. Ne yeni oyun modları, ne unlockable'lar, ne achievement'lar, açıkçası geçen sene ve bu sene çıkan hiçbir güncelleme yok Xbox 360 versiyonunda.

Peki nedir bu durumun sebebi? Niye böyle bir tutum izliyor Valve? Bana kalırsa bunun iki ana sebebi var: Birincisi ve en önemlisi, Valve'ın konsol piyasasına alışmamış bir firma olması ve TF2 ve L4D'i konsola çıkarmalarının tek sebebinin konsol piyasasından da bir pay koparmaya çalışmaları. Dolayısıyla PC'ye gösterdikleri özenin aynısını konsol versiyonuna da göstermemelerini bu şekilde açıklayabiliriz ancak bu şekilde açıklamak Valve'a biraz haksızlık olur: Xbox 360 oyunlarını güncellemek, Microsoft'tan Quality Approval gerektirdiği için oldukça sancılı bir süreç, dolayısıyla Valve çıkacak bütün güncellemeleri PC'ye çıkarıp, güncellemeler tamamlandıktan sonra hepsini yalnızca bir kere gerekli prosedürlerden geçirerek Xbox 360 versiyonunu güncellemek istiyor ancak bana kalırsa işlemler ne kadar sancılı olursa olsun PC kullanıcılarıyla aynı ücreti, hatta daha fazlasını veren Xbox 360 kullanıcıları bu üvey evlat muamelesini haketmiyor.

Bu durum Valve'ın endüstrideki imajını zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda firmayla yeni tanışan konsol kullanıcısının gözünde oldukça yanlış bir imaj oluşmasına sebebiyet veriyor. Bana kalırsa Valve henüz konsol piyasasına adım atmaya hazır olmayan bir firma, Left 4 Dead'de yaşanan lag problemleri ve TF2'nin bir türlü güncellenememesi bu durumun en net kanıtı.

Kaynak:
Kotaku

18 Haziran 2009 Perşembe

Günün Konusu: "Duke Nukem Forever İptal Oldu, Yazık Oldu." Hadi Ya?


Yahu o kadar yerde görüyorum ki bu olayı, artık ciddi ciddi bu konu hakkında yazmak şart oldu. Benim anketimde de "yazık oldu" seçeneğini işaretleyenler diğer seçenekleri işaretleyenlerden daha çok, yapımcıların bir kısmı da "çok üzüldük, haberi alınca ağladık" diyorlar ama ben bir türlü anlayamıyorum: Neden üzülüyorsunuz ki?

Şimdi şunu hayal edin: Bir tane adam var ve bu adam 9-5 işine gitmek zorunda. Ancak bunun yerine tam dört sene boyunca adam işe 10'da geliyor ve patrondan 4'te çıkmak için izin istiyor (bu da nasıl patronsa artık). En sonunda öyle bir an geliyor ki patron adamı işten atıyor ve herkes adama "vah vah, yazık, işini kaybetmiş öyle mi, iş sektörü işte böyle acımasız şekerim" diyor.

Yahu ne "vah vah"ı, ADAMLAR ÇALIŞMADI KARDEŞİM! YAPMALARI GEREKEN İŞİ YAPMADILAR! Bunu anlamak bu kadar zor mu gerçekten yahu? Bir oyunun yapımı 12 sene sürer mi arkadaşlar, bu işte bir gariplik yok mu? On bin tane grafik motoruyla 3500 tane build tasarladılar ancak işlerini bitirmeleri gereken zamanda bitirmedikleri için ellerindeki motorun zamanı geçti, yeni bir motor çıktı, ellerindeki oyun outdated olunca tekrar başladılar ve en sonunda başka hiçbir gelir kaynakları olmadığı için ellerindeki para bitti. Ne bekliyordunuz ki yahu? 3D Realms Duke Nukem Forever'ın yapım süresi boyunca başka kaç oyunu "imal" etti (sadece Max Payne ve Max Payne 2'ye "yardım etti" bildiğim kadarıyla, o kadar)? Size söyleyeyim: Sıfır. 0. Zero. Nada. Nothing. E İFLAS ETMELERİ ÇOK AMA ÇOK DOĞAL DEĞİL Mİ?

Size birşey söyleyeyim mi: İyi ki de iflas ettiler. İyi ki bu firma başarılı bir oyun çıkararak diğer firmalara kötü örnek olmadı. Her ne kadar oyunun son halini beğensem de, iyi ki Duke Nukem Forever çıkmadı arkadaşlar. Sizi bilemem ama ben oyunlarımın duyuruldukları andan itibaren EN GEÇ, o da büyük bir projeyse 4-5 sene sonra elimde olmasını istiyorum arkadaşlar. Kusura bakmayın, 3D Realms fazlasıyla iflası haketti. Budur.

Not: Arkadaşlar, "yazın boş olucam" demiştim ama beklemediğim sebeplerden dolayı hiçbir yaz olmadığım kadar doluyum ne yazık ki. 7-15 günden bir ancak güncelleme girebileceğim bu yaz. Kusura bakmayın :(

Not 2: Z.O.M.A.K. E3 Özel 3. Gün ve 4. Gün'e ne oldu?
O günlerde kayda değer birşey açıklanmadı.

2 Haziran 2009 Salı

Z.O.M.A.K. E3 ÖZEL: İkinci Gün

Açıkçası bugün çok daha fazla şey açıklanmasını bekliyordum ancak gördüğünüz gibi bugün E3'te pek önemli bir şey olmamış. Yine de sırf "ikinci gün eksik kalmasın" diye kendime bir iki haber ayıkladım. Hemen başlayalım efenim:

Sony Motion Controller 2010'Da Piyasaya Çıkıyor



İşte günün en güzel haberi. Şunu okuyunca o kadar mutlu oldum ki inanamazsınız. Bulutları kucakladım, yıldızlarla dansettim. O derece.

Zaten uzun zamandır "Sony'de motion controller çıkartacakmış" diye bir söylenti dolaşıyordu ortalıkta, böylece doğrulanmış oldu, tam olduk. Sony'de eksik kalmadı diğerlerinden. Teknik detaylara girersek, işte "şimdiye kadar görmediğimiz kadar gerçekçi bir oyun deneyimi olacak"mış, "hareketlerimizi birebir algılayacak"mış bir kılıç oyunu, bir TPS tarzında oynana tank oyunu ve bir tenis oyunu ve bir de ok atma oyunu ile aleti tanıtmışlar. Alet Eyetoy ile birlikte çalışıyormuş, 2010 da çıkacakmış... Off, sıkıldım ya. Az çok ne olduğunu anladınız işte. Geçelim, artık baydı beni böyle projeler. Project Natal zaten bu konuda rakiplerinin çok çok ilerisinde, sanmıyorum o proje gerçek olduktan sonra Sony'nin böyle bir aleti satabileceğini. O yüzden çok da üzerinde konuşmaya değer birşey olduğunu düşünmüyorum.

Kaynak:
Joystiq

Agent: Rockstar Tarafından Hazırlanan Yeni Bir PS3 Exclusive'i




"Bir Playstation 3 Edinmek İçin Beş Sebep" listesinin son dört maddesini bilemiyorum ancak ilk madde benim için kesinlikle "exclusive"ler oldu: Litte Big Planet, Metal Gear Solid 4, Uncharted, Resistance... Playstation 3'ün Xbox 360'a göre çok daha fazla exclusive'i var ve sırf bu exclusive'ler için bu sene Wii'mi satıp bir PS3 aldım. Görünüşe bakılırsa ileride PS3 edinmemiz için bir sebep daha olacak: Agent.

Agent hakkında Rockstar tarafından yapıldığı ve bir PS3 exclusive'i olduğu dışında HİÇBİR BİLGİ YOK. Ancak Rockstar'ın geçmişte ne gibi mucizeler yarattığını ve dünya üzerinde Uğur Yurtsever dışında GTA 4'ü beğenmeyen insan olmadığını düşünürsek oyunun yardırıcı olacağını söylemek için çıkmasını beklemeye gerek yok. Budur.

Kaynak:
Joystiq

ICO Trilogy'nin Son Oyunu Duyuruldu: The Last Guardian




Bir süredir "ICO'nun devam oyunu gelecek" deniyordu, en sonunda "OYUNLARDA SANAT YÖNETİMİ İSTİYORUUUZ" diye bağıran bir takım oyuncuların (bakınız, ben) rüyası gerçekleşti. Üçlemenin son oyununun adı "The Last Guardian." Oyun, muhtemelen Team ICO'nun da son oyunu olacak, yani Kojimamsı "ehehe, son dediydim ama son değildi" tarzı sululuklar olamayacak bu sefer (ha, bu durumdan şikayetçi misin dersen, değilim ama bu ayrı bi konu).

Şimdiye kadar verilen bütün bilgi bu kadar, ne bir çıkış tarihi açıklandı ne de yukarıdaki resimden başka herhangi bir materyal gösterildi. Ne diyelim, sabırsızlıkla bekliyoruz efenim.

Kaynak:
Oyungezer

Modern Warfare 2 Gameplay Videosu Yayınlandı




Tamam, bunun için çok fazla şey söylemeye ya da anlatmaya gerek yok, kaynakta verdiğim linke tıklayıp videoyu izleyin ve kendi kararınızı verin. Birkaç sahne dışında bildiğimiz Call of Duty yani. Ha "bildiğimiz Call of Duty" (özellikle Modern Warfare) eşittir "İMBA GAMEPLAY", orası ayrı.

Kaynak:
Destructoid

PSP İçin Resident Evil Portable ve Metal Gear Solid: Peace Walker Açıklandı




O değil de, PSP'ye harbi nur yağıyor bu aralar. Önce Little Big Planet'ın PSP özel versiyonunun çıkacağı açıklandı, hemen arkasından onu Assassin's Creed takip etti. Şimdi ise bir değil, iki bomba oyun birden geliyor. PSP kullanıcılarının "isyanım Sony'ye" şeklindeki söylemlerini birileri duymaya başladı galiba.

Söylendiği üzere Resident Evil Portable "PSP için tasarlanmış TAMAMEN yeni bir oyun" olacak. Şimdilik oyun hakkındaki bütün bilgi bu (bir de resimden yola çıkarak RE4 ve RE5'den sonra değil de "Racoon City" döneminde geçeceği spekülasyonunu yapabiliriz).

Metal Gear Solid: Peace Walker hakkında Resident Evil Portable'a göre daha çok detay açıklandı. Herşeyden önce korkmayın: oyun Metal Gear Solid: Portable Ops'un devam oyunu olacak, Metal Gear Acid gibi "yan hikaye" falan olmayacak. Senaryo direk Hideo Kojima tarafından hazırlanıyor ve ilk oyunda olduğu gibi Outer Heaven'in kuruluşunun arkaplanını anlatmaya devam edecek. Ana karakter olarak ise Sunny'yi oynacağız (ahaha, yok yok, ana karakter yine Big Boss olacak). Sizi bilemiyorum ancak E3'ün en heyecan verici haberlerinden birisi oldu bu benim için.

Kaynaklar:
Joystiq - Resident Evil Portable, Metal Gear Solid: Peace Walker

Evet, bugünlük de bu kadar. Yarın ne yapıyoruz? Z.O.M.A.K.'a göz atıyoruz, atmayanı bizzat dövüyoruz.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Z.O.M.A.K. E3 ÖZEL: İlk Gün

"Shark nasıl olsa artık blogla eskisi kadar ilgilenmiyor, E3'le ilgili de birşey yapmaz herhalde" diye mi düşünmüştünüz yoksa? Yok, daha henüz o raddeye gelmedim merak etmeyin :) Bugünden itibaren gün gün E3'de yapılan açıklamaların kısa kısa özetini geçeceğim, böylece dakika dakika takip eden okurlarım bugün içerisinde olan olayları kısaca hatırlarken, takip etmeyenler ise öğrenmiş olacaklar. E hadi, başlayalım madem:

Microsoft Project Natal'ı Tanıttı



Aslında Project Natal, uzun zamandır etrafta dönen "Microsoft bir alet yapmış, kontrol cihazı olmadan oynanıyormuş, Wii'yi ikiye katlayıp ona bölecekmiş" spekülasyonunun yetkili ağızlar tarafından onaylanmış halinden başka birşey değil. Microsoft'un "You Are The Controller" sloganıyla tanıttığı alet salonda büyük bir ilgi görmüş ve OnLive'ın yaratacağı hype'ı yaratma görevini üstlenmiş. Aynı zamanda aletin neler yapabildiği küçük bir demo ile konferansı izleyenlere gösterilmiş: Bunlardan "Paint Party" isimli oyunda (evet, aletle tanıtılan oyunun isminden aletin casual kitleye hitap ettiği ve Microsoft'un aleti "casual pastasından bende bir dilim alayım hacı" amacıyla hazırladığı anlaşıldı) aleti tanıtan arkadaş sadece yüz mimiklerini ve vücudunu oynatarak ekranda birşeyler boyamış. Falan ve filan...

Hardcore oyuncu arkadaşlarım, burada bizim için heyecanlanıcak birşey yok. Açıkçası ben her ne olursa olsun hala oyunlarımı kontrolörle oynamayı tercih ediyorum. Wii'nin kontrolörü olsa ne olur olmasa ne olur... Geçelim (ha Milo olayı hakikaten sağlammış açıkçası, bu da bir gerçek).

Kaynak:
Destructoid

Left 4 Dead 2 Açıklandı



Tamam, bunu beklemiyordum ama beklemememin bir sebebi vardı: HL2 Episode 3'ün çıkmayı bırak, hala bir çıkış gününün olmaması ve bütün sitelerde TBA olarak geçmesi. Ulan Turtle Rock Studios bu kadar kısa zamanda Left 4 Dead 2 çıkartabiliyor da siz HL2: Episode 3'ü hala neden çıkartamıyorsunuz sayın Valve yetkilileri? Amacınız sırf Gordon Freeman'ın hikayesinin devamını merak ediyoruz diye bize işkence çektirmek mi? Nedir?

Her neyse, L4D 2 17 Ekim'de çıkacak ve oyuna, önceden olmayan "yakın dövüş silahları" ekleyecek: Karakterlerimiz beyzpol sopasından baltalara kadar bir çok yakın dövüş silahı kullanabilecek. Aynı zamanda AI Director'da ekstra olarak havayı, etraftaki nesneleri ve karakterlerin gidiş yollarını değiştirebilecek.

Evet, yine ilk kez oynadığınızda kendine bağlayan ancak daha sonra Steam klasörünüzde boşu boşuna yer kaplayan bir klasör haline gelen bir oyun, Coop dışındaki diğer modları zayıf bir Left 4 Dead deneyimi bekliyor bizi. İyi de benim asıl merak ettiğim bütün bunların oyuna DLC olarak eklenemeyeceği. Hayır, Valve, anlıyorum, DLC'lerden para almıyorsun ancak sırf bunun için ek paket niteliğindeki bir oyunu "Left 4 Dead 2" diye kakalaman pek mantıklı gelmiyor bana. Tabi, ek paket niteliğinde olmayabilir ancak şu ana kadar açıklanan özellikler "ikinci oyun" için oldukça az (ayrıca "nasıl olsa ikinci oyun çıktı" diye ilk oyuna destek vermeyecekler, dolayısıyla bu durumdan en çok zarar görecek olanlar ilk oyuna 30 dolar bayılmış olanlar). Neyse, haklı olup olmadığımı zaman gösterecek diyelim, diğer haberlere geçelim.

Kaynak:
Joystiq

Splinter Cell 5: Conviction Gameplay Videosu Yayınlandı, Oyunla İlgili Detaylar Açıklandı



Oh be. Yani hakikaten, OH BE. Oyunun karanlığa gömüldüğü 3 senenin ardından sonunda Ubisoft bi yerini kaldırmayı becerip oyun konusunda somut birşeyler ortaya koydu da heyecanımız tekrar alevlendi. Hayır, arkadaşlarımla konuşurken "eskiden Splinter Cell diye bir oyun vardı, ne güzeldi" tadında cümleler kurmaya başlamıştım, o derece.

Destructoid oyunun hikayesi konusunda küçük bir hata yapmış, doğrusu şöyle: Sam Fisher, kızının dördüncü oyunun başında öldürülmesinin ardından bu olayın basit bir kaza olmadığını, olayın arkasında "bazı büyük adamlar" olduğunu öğreniyor ve Jack Bauer kılığına girerek bu adamların peşine düşüyor ("Jack Bauer" diyerek dalga geçiyor olsam da Sam'in yeni görünüşünü beğendim açıkçası).

Oyun, eski SC'lerde mevcut olan L&S (Light and Shadow) oyun stiline yoğun aksiyon elementlerini ekliyor: gölgelerden gitme, borulara tırmanma vs. gibi elementler hala mevcut, sadece oyun çoğu noktada alıştığımız Splinter Cell'den çok daha hızlı ilerliyor ve istersek üzerimizdeki silahlarla ortamı yakıp kavurma gibi seçeneklerimizde var (hatta videolardan çıkardığım kadarıyla oyunun birçok noktasında tek seçeneğimiz bu olacak gibi görünüyor). Aynı zamanda oyun için yayınlanan videoda Sam, bir sokak serserisinin ağzını burnunu kırarak "kızımı kim öldürttü, seni kim kiraladı" şeklinde cümleler haykırıyor, bu da demek oluyor ki oldukça vahşi "sorgu" sahneleri bizi bekliyor.

2007 yılında açıklanan ilk detayları hatırlıyor musunuz? "Sandbox oynanış olacak, bir olaya yaklaşmak için birçok seçeneğimiz olacak, crowd control olacak"... Bu fikirler, aralarından bir tanesi hariç hala SC5'le hayat buluyor. Oyunun bölümleri "mini-sandbox"lar olarak tasarlanıyor, yani sızacağımız binaların etrafı çok geniş bir alan olduğu için çok daha fazla seçeneğimiz olacak. Her ne kadar yayınlanan demoda Sam binanın kapısını kırarak içeri girse de istersek klasik stealth taktiklerine de başvurabileceğiz, yani bu tamamen bizim seçimimiz olacak.

Oyunun bu sonbaharda çıkıyor. Eğer bir kere daha çıkış tarihini değiştirirlerse Ubisoft Montreal'e Nikita yolluyorum.

Kaynak:
Destructoid


Karşınızda Kojima'nın Yeni Oyunu Metal Gear Solid Rising: Lightning Bolt Action



Kojima'nın sitesindeki Countdown Clock bin kere resetlendi, "Metal Gear Solid 4 Xbox 360'a geliyor"dan tutun da "yeni Zone of the Enders"a kadar milyonlarca spekülasyon yapıldı ve en sonunda Kojima sırrını açıkladı: Oyunun adı Metal Gear Solid Rising: Lightning Bolt Action, ana karakter Solid Snake değil Raiden olacak (o zaman neden Metal Gear "Solid" ki, Metal Gear "Raiden" olması gerekmiyor mu, Metal Gear "Solid", Solid Snake'in hikayesini anlattığı için Solid takısını almamış mıydı) ve sadece Playstation 3'e değil, Xbox 360'a da çıkacak. Oyun hakkında şimdilik bütün bildiğimiz bu.

Ha bir de, LIGHTNING BOLT ACTION?! Cidden mi ya?

Kaynak:
Kotaku


Crysis 2 Açıklandı, Multi-Platform Olacak



Evet, sırf "Türk oyunu sanıldığı" için (ahaha, Kotaku bile "german developer" yazmış) inanılmaz derecede el üstünde tutulan ancak aslında çiğ bir "teknoloji demosu" olan, senaryonun ve sanatsal yönetimin yerinde yeller estiği bir Crysis daha geliyor yakın zamanda (ama oyunu Türkçe'ye çevirtmelerini takdir etmiştim mesela, "yiğidi öldür hakkını yeme" demişler). Üstelik bu sefer oyun Xbox 360 ve PS3'e de geliyor (PC bir kalesini daha kaybetti sanırım, ne olacak bu PC'nin durumu hiç bilmiyorum artık). "Grafik görmek istiyorum, başka da birşey istemiyorum" diyenler heyecanlanabilirler, diğerleri için burada görülecek birşey yok.

Kaynak:
Kotaku

Yeni Alan Wake Videosu Yayınlandı, Çıkış Tarihi Açıklandı



Tam 4 senedir kendisinden haber alamadığımız Alan Wake en sonunda bir trailer ile yaşadığını hatırlattı. Trailer'dan gördüğümüz kadarıyla oyun, oyuncuyu ilerlemeye teşvik edecek oldukça ilginç bir senaryoya sahip olacak, vurulduğunda kaybolan düşmanlara sahip olacak ve geniş, dağlık alanlarda geçecek. Evet, hepsi bu. Heyecanlanmak için yeterli mi? Kesinlikle, hele oyun yapımcılarının güzel bir senaryoyu "opsiyonel" olarak algıladığı bu zamanda ilaç gibi geleceğine eminim.

Bu arada, oyun 2010 baharında çıkacakmış. OHA.

Kaynaklar:
Joystiq - Çıkış Tarihi, Trailer

Gördüğünüz gibi bugün E3 bayağı bir yoğun geçti. Umarım yarın da "yazmaya değer" birşeyler açıklanır da aynen bunun gibi bir makale daha hazırlayabilirim.

Yarın Z.O.M.A.K.'a bakmayı unutmayın efenim.

Not: Bu arada Oyungezer'de harika bir E3 Coverage işi çıkartıyor, eğer "sıcağı sıcağına herşeyden haberim olsun" diyorsanız göz atmanızı tavsiye ederim.

26 Mayıs 2009 Salı

Günün Konusu: Velvet Assassin'in Anlatmak İstedikleri


Bugüne kadar kaç tane "ikinci Dünya savaşı" temalı oyun oynadık hatırlayabiliyor musunuz? Sanal dünyada toplamda kaç tane nazinin cansız bedenini yere yatırdık? Kaç ayrı cephede Nazi'lere göğüs gerdik, kaç kere füzelerle Nazi tanklarını yerle bir ettik? Tamam, bir kaç tane tatsız Medal of Honor oyunu dışında hepsi oldukça zevkliydi, buna şüphe yok, her bir Nazinin kafasında kurşunlarımızla delik açarken oldukça keyif aldık. Peki bir an olsun, sanal da olsa "insan öldürdüğümüzü" düşündük mü? Düşünmedik elbette, sonuçta Naziler "mutlak kötü"lerdi. Peki gerçekten, her biri o kadar kötü müydü?

Velvet Assassin, bildiğiniz üzere çok da iyi notlar almış bir oyun değil, hatta oynanış açısından olarak değerlendirirsek kimilerine göre "bozuk" sayılabilecek bir oyun. Bilmeyenler için kısaca anlatayım: Oyunda Violette Summer adında bir ingiliz ajanını oynuyoruz (bu karakter gerçek ingiliz ajanı Violette Szabo'dan esinlenilerek yaratılmış). Oyun boyunca Naziler tarafından işgal edilmiş birçok mekanda geziniyor, görevimizin gerektirdiklerini yerine getiriyoruz. Ancak oyunun çok önemli bir noktası var: Oyundaki bölümlerin büyük çoğunluğu, Violette'in yaralı olduğu hasta yatağında gördüğü rüyalardan oluşuyor ki bence bu çok iyi bir seçim çünkü Nazi'ler tarafından işgal edilmiş sokakları Violette'in bakış açısından görmemizi sağlıyor: Hava ya karanlık ve puslu, ya da vakit "gün batımına yakın" olduğu için etrafa sepya tonlar hakim.

Tamam, bunlar oyunun sanatsal açıdan güzel yönleri ancak Velvet Assassin'in ne kadar farklı bir ikinci dünya savaşı oyunu olduğunu yerde yatan ilk çocuk cesedini gördüğünüz de anlıyorsunuz. İlk başlarda bu cesetleri görmezken, oyunun ilerleyen kısımlarında Nazi subaylarının yahudileri kurşuna dizdirdiği sokaklara girince afallıyorsunuz. Gençler, yaşlılar, çocuklar... Hepsinin cesetleri kurşun ve kan lekeleri ile bezenmiş duvarın önüne yığılmış duruyor, karşılarında ise yaptıklarından gururlu subay zevkle sigarasını tüttürüyor. Ve evet, bu subayları oldukça zevk alarak öldürüyoruz ancak oyunun sizi asıl vurduğu ve hareketlerinizi sorgulamaya ittiği yer kimi askerlerin konuşmaları ve ailelerine gönderecekleri mektuplar oluyor...

Birisi "çok korkuyorum ve bir an önce yanınıza gelmek istiyorum" diyor ailesine. Bir diğeri kendisinin aslında savaştan nefret ettiğini ve zorla getirildiğinden yakınıyor, hatta arkadaşı ona "korkak" diyor bu yüzden. Kimi çikolataya bayılırken, kimisi "siyahın aslında bir renk olmamasına rağmen nasıl herşeyi yuttuğundan ancak buna rağmen nasıl gizlendiğinden" bahsediyor ve resimden anlamayan arkadaşına "ben bir entellektüelim, siz anlamazsınız böyle şeyleri" diye bilmişlik taslıyor.

Kimisi de zevk alıyor insan öldürmekten, yapılanları haklı buluyor. Cayır cayır apartmanlarında yanan yahudileri keyifle izliyor ve gülümsüyor. Kimisi tam bir faşist, bir diğeri "mahkumları salıp onları teker teker avlamaktan" keyif alıyor ve bu olaydan basit bir "spor" gibi bahsediyor.

Görüyorsunuz değil mi, ilk paragrafı okurken ne kadar "merhamet" hissettiyseniz ikinci paragrafta da Nazilere öfkeniz o kadar arttı. Peki doğru olan hangisi? Bunun cevabını bulmak için uzaklara gitmeye gerek yok, etrafınıza bakmanız yeterli. Nasıl etrafınızda hem iyi ve yardımsever insanlar, hem de kötü ve çirkef insanlar varsa Naziler için de aynı durum geçerli. İnsan öldürmekten çok keyif olanlar da olduğu gibi, sadece yanlış zamanda ve yanlış yerde bulunan ve tek istediği sağ salim evine gitmek olanlar da vardı öldürülenler arasında. Naziler birçok oyunda bize Spiderman ya da X-Men'deki "kötü karakterler(evil villain)" tadında aktarıldı ancak ne yazık ki bu oyunların bize empoze ettiği çok yanlış bir düşünce tarzı. Onlar da her ne olursa olsun bir insandı ve dediğim gibi aralarında belki de çok iyi, düşünce olarak bizden hiçbir farkı olmayan, bize benzeyen insanlar da vardı. Kurunun yanında yaş da yandı.

Şunu demiyorum: "Oyunlarda Nazi öldürmeyin, Naziler iyidir." Elbette onlar sadece bir oyun ve gerçekte kimseyi öldürdüğümüz falan yok. O tür oyunlar elbette güzel ve varolmaya devam edecekler ancak arada Velvet Assassin gibi bize savaşın "gerçekliğini" gösterecek "cesur" oyunlara da ihtiyaç var. Artık oyunlar "aman suya sabuna dokunmayalım" anlayışından çıkarılıp, filmler gibi gerçek bir "düşünce yayma aracı" olarak kullanılabilmeli bana kalırsa. Velvet Assassin "oyun olarak" pek başarılı olamasa da oldukça önemli bir adım attı bu konuda. Şimdi sıra diğer oyun yapımcılarında...

14 Mayıs 2009 Perşembe

Splinter Cell: Conviction Teaser Sitesi Açıldı


Yahu bu oyuna ne oldu hakikaten? İlk başta 2007'nin sonunda çıkacak dendi, ondan sonra ertelendi, bir kaç ay sonra da çıkış tarihi "TBA" oldu ve oyundan bir daha haber alamadık. Beni tanıyanlar bilirler, stealth-action janrasının aşığıyımdır, dolayısıyla Metal Gear Solid ve Splinter Cell serilerinin gönlümdeki yeri apayrıdır. Bu sebepten dolayı oyunun güncel durumu hakkında tek bir kelime açıklanmayan dönemde "belki birşeyler yayınlanmıştır" umuduyla sık sık Ubi forumlarında gezindim. Ancak Ubi, fanların bütün ısrarlarına rağmen tam iki senedir SC5 diye bir oyun yokmuş gibi davrandı, hatta ağızlarından oyunun gidişatıyla ilgili bilgi kırıntısı kaçırırlar diye Ubi yetkilileri bile forumlarda olabildiğince az konuştu. Kısacası fanlar olarak tam anlamıyla bir Alan Wake sendromu yaşadık. Günden güne insanlar ilgilerini kaybetti, hala ilgilenen bir avuç insan ise oyunun bir duyuruyla iptal edileceğini düşünmeye başladı.

Yıl oldu 2009, bir çoğumuz oyundan umudumuzu kesmiş ve oyuna ikinci bir Duke Nukem Forever vakası gözüyle bakmaya başlamıştık ki en sonunda iki resmi bir araya getirip bir teaser sitesi yayınlayabildiler. En azından "oyunun hala yapım aşamasında" olduğunu anlatan bu sitede SC5 ile ilgili yine bir bilgi yok. "Bu site Third Echelon tarafından araştırma altına alınmıştır" yazısı ve Third Echelon logosu dışında ne bir yazı, ne de bir resim var. "Eğer Sam Fisher'ı gördüyseniz buraya tıklayın" kısmı da sizi hiçbir yeni bilgi olmayan forumlara yönlendiriyor. Gerçekten sağolasın Ubi. İki senedir neredeyse her allahın günü girdiğim forumlara link verdiğin için çok teşekkürler. Hepimizi aydınlattın, artık SC5 konusunda istemediğimiz kadar çok şey biliyoruz.

Aslında az çok ne olduğunu tahmin edebiliyorum: fanlar 2007 yılında yayınlanan oyun içi videoları beğenmeyince oyunu komple iptal edip farklı konseptler denediler ve yine aynı konseptte karar kıldılar (daha doğrusu fanlardan ziyade kendileri de videoları pek beğenmediler sanırım). Hayır, "light & shadow" oynanışından herkes memnundu, neden Double Agent'la birlikte bu konsept değiştirildi ki? Sistemin gayet yerinde olduğunu düşünen milyon tane fanı gözardı edip "Daha fazla L&S istemiyoruz!" diyen ÜÇ KİŞİYİ mi dinledi yani Ubisoft? Tamam, yine "Kaçak Sam Fisher" teması olsun oyunda, nedir yani, L&S bu konsepte yedirilemez mi? İlla kaçak olması için gündüz sokakta mı dolaşması lazım? Ayrıca Conviction'ın ana satış noktası olan "crowd control" hiç de öyle ahım şahım, oyunu daha eğlenceli ya da stresli hale getiren bir olay değilmiş, hepimiz bunu Assassin's Creed'de gördük sanırım. Benim için "olsa da olur, olmasa da olur" bir olay yani. Bunun üzerine bir oyun kurulamayacağını Ubisoft'ta anlamış olacak ki çalışmalarını kendileri de beğenmediler, şimdiye kadar yaptıkları herşeyi iptal edip aynı konsept çerçevesinde sıfırdan başladılar. Her an bir konsept değişimine gidilebileceği için fanlara veya basına zerre bilgi verilmedi elbette. Hatta sessiz kaldıkları süreye bakılırsa bu süreçte birkaç kere sıfırdan başlamış bile olabilirler.

Umarım Splinter Cell eski L&S oynanışına geri dönmüştür ve/veya "crowd control" gibi güdük numaralar yerine adam gibi oynanış elementleri içeriyordur. Umarım artık E3'te birşeyler gösterirler (ki IGN'in haberine göre listelerinde görünmüyor). Umarım adam gibi bir SC oyunu için iki sene beklemişizdir, ikinci bir epic fail için değil.

Kaynak:
Kotaku