27 Şubat 2009 Cuma

BBFC Oyunlardaki Küfürü ve Seks Sahnelerini Eleştirdi (Ama Nasıl Eleştirdi)


Hah, bu da oldu tam olduk. Oyunlara yapıştırılan her türlü damgadan sonra şimdi de "oyunlarda çok fazla seks sahnesi ve aşırı küfür olduğu" eleştiriliyor. Bu konuyu ortaya atan da BBFC, kendileri İngiltere'de filmleri yaş gruplarına göre ayıran ve yıllardır oyunlara da aynı şeyi yapmak için çaba sarfeden bir organizasyon, bütün medyayı bunlar yönetiyor neredeyse. Bu iddiayı ortaya atan BBFC üyesi Sue Clark'ın iddiası hakikaten çok ilginç. Özellikle "küfür" kısmında oyunları yere vurup filmleri aklamaya çalışmasına bayılacaksınız.

"Genel olarak bilgisayar oyunlarında seks aktivileri vahşet kadar popüler değil, ancak gün geçtikçe artıyor."

Gün geçtikçe artıyor mu? Yahu birşey sorucam, bu kadın/bayan/herneyse bizimle aynı oyunları mı oynuyor? Yoksa bizim bilmediğimiz çok sapık, her türlü pis işin yapıldığı başka bir oyun dünyası falan mı var? Hemen aklıma gelen, içinde "cinsel ilişki" içeren oyunları sayayım: Mass Effect, God of War (ki çok üstü kapalı) ve Fahrenheit. Kaldı ki kadını duyan bu oyunların pornografik öğeler içerdiğini sanır. Yahu bu oyunlarda sadece erotizm vardı, üstelik bunların hepsi Mature ya da +18 sınırlaması olan oyunlar (Fahrenheit +16'ydı biliyorum ama yuh, 16 yaşında biri için bu tür şeyler çok normal. 5 yaşında çocuk değiller ki?). Yani bu oyunlarda gördüğümüz göreceğimiz gayet normal, insan gibi seksti (God of War belki biraz aşırıya kaçmıştı ama onda da direk gösterilmiyordu zaten Fahrenheit ya da Mass Effect'de olduğu gibi). Bu oyunların gösterdiği seksten çocukların etkileneceğini sanmıyorum, yahu ZATEN BU OYUNLAR YETİŞKİNLER İÇİN BE ABİ! ÇOCUKLAR GÖRMESİN DİYE HAYATIN İÇİNDE YOK MU SAYALIM BUNU? EN BAŞINDAN YETİŞKİNLER İÇİN TASARLANMIŞ BİR OYUNDAN NEDEN "ÇOCUKLARI ETKİLEMESİN" DİYE SEKS SAHNESİ ÇIKARALIM Kİ? NEDİR BUNUN MANTIĞI? Sonuçta sekste hayatın bir parçası değil mi? Bu durum yalnızca bilgisayar oyunlarını "çocuk oyunu" olarak gören, zerre anlamaya çalışmayan bir kitlenin ürünü. Bilgisayar oyunlarının her geçen gün yetişkinlere daha çok hitap ettiğini, gerçek hayatta olan biten duygulara daha çok önem verdiğini asla anlayamayacak, at gözlüklü, kulaklarından örümcek fışkıran bir kitle.

Aynı zamanda Clark'ın verdiği akıllara zarar, Destructoid'in de deli gibi dalga geçtiği, "oyunlarda küfür edilmesine laf edeyim ama filmleri de koruyayım" zihniyetinin ürünü şu iddia var:

"Bir filmi izlerken küfürlü bir sahneyi sadece bir kere izlersiniz. Ancak oyunlarda o sahneyi tekrar tekrar oynayıp o küfrü tekrar duyabiliyorsunuz."

O_O

Ben buradan şunu anlıyorum arkadaşlar, farklı birşey anlayan varsa söylesin: SUE CLARK, 1970'LERDEN BERİ GÜN IŞIĞI ALMAYAN BİR MAĞARADA, TELEVİZYONSUZ, TELEFONSUZ YAŞIYOR VE BİLGİSAYARIN NE OLDUĞUNDAN HABERİ OLMADIĞI İÇİN DAKTİLO İLE YAZILARINI YAZIYOR. DVD, BLU-RAY, DIVX VS. GİBİ ŞEYLERİ ZATEN GEÇTİM, VHS VE BETAMAX GİBİ MEDYALAR ARACILIĞIYLA FİLMLERİN GERİ ALINIP YAZILABİLDİĞİNDEN HABERİ YOK, BÖYLE BİR ÇAĞ GÖRMEMİŞ. FİLMERİ HALA SADECE SİNEMADA İZLENİYOR ZANNEDİYOR. OYUNLARDAN NASIL HABERDAR OLDUĞU KONUSUNDA ZERRE FİKRİM YOK.

Ya da IQ -50.

Başka bir açıklama bulamıyorum sayın okurlar, nutkum tutulmuş durumda. Böyle birşey olmadı, yaşanmadı, böyle bir kadın yok. Yok evet, inanmıyorum ben. Propoganda bunlar, komplo.

Kaynak:
Destructoid

25 Şubat 2009 Çarşamba

Analist: PS3'ün Fiyatı Çok Yakında Düşebilir, Blu-Ray'siz PS3 Çıkabilir (NE?)


Evet, gün geçmiyor ki "analiz" adı altında sallamasyonun dibine vuran bu arkadaşlardan başka bir saçma açıklama gelmesin. Bu sefer Janco analisti Mike Hickey'e göre PS3'ün fiyatı EN GEÇ Nisan-Haziran ayları arasında 100 dolar düşecek çünkü Sony'nin kar etmek için satışları şimdiki seviyeden daha yükseğe çekmeye ihtiyacı var. Aksi taktirde satışlar bu düzeyde devam edecek, hatta düşecek.

E güzel söylemiş de, Sony daha bir ay önce (hatta ben haberini yazmıştım) PS3'ün fiyatını bir sene kadar düşürmeyeceklerini söylemediler mi? Gerçi onların sözüne ne kadar güven olur tartışılır ancak Sony zaten şu durumda her sattığı PS3'ten deli gibi zarar etmiyor mu? E bir de fiyat 100 dolar düşerse Sony zararını nasıl kapatacak sorabilir miyim? Hani böyle bişeyi dersin, ama adamlar yazılımdan kar ediyorsa dersin. Ama Sony yazılımdan da kar etmiyor ki? O 100 dolarlık fiyat düşüşünden edilen zararı uzun vadede kapatacak ne gibi bir geliri var Sony'nin gerçekten merak ediyorum.

Hickey'ın diğer iddiası ile akıllara zarar cinsten: Sony bir adet de Blu-Ray'siz versiyon çıkararak bu sayede 100 dolarlık zararını kapatacak. NASIL YANİ?!??! O ZAMAN BU PS3 VERSİYONUNU ALANLAR OYUN OYNAMAYACAK YANİ ALETTE? OHA! Yani, bu nasıl mantıksız, nasıl bir iddiadır aklım almadı. Hani sallamasyon yaparsın da herşeyin bir sınırı var kardeşim. Ofiste sıkıldığı bi ara "Nasıl olsa ne desem yiyolar, ulan Blu-Ray'siz PS3'de çıkacak diyeyim de biraz eğleneyim, ehe ehe" şeklinde mi düşündü ne yaptı hiç bilmiyorum ama insanların sadece PS2, PS1 ve PSN oyunları oynamak için bir PS3 almayacakları kesin.

İşte "analiz" adı altında ne kadar boş ve gereksiz yorumlar yapıldığı açık seçik ortada. Blu-Ray'siz PS3'müş. Yok tekerleksiz araba. Tövbe estağfurullah.

Kaynak:
Joystiq

24 Şubat 2009 Salı

Söylenti: Assassin's Creed 2 16. Yüzyılda, Venedik'te Geçecek


Assassin's Creed hayatımda oynadığım en monoton oyunlardan birisiydi. İlk bir saatte "süpermiş!" , üçüncü saate doğru "fena değil" demiştim, beşinci saatten sonraysa sürekli aynı şeyleri yapmaktan bıkıp oyunu daha sonra oynamak üzere kapatmıştım. Ama yani "kendini tekrar etme" olayının dibine vurmuşlardı be abi! Her bölümde sürekli aynı sırayı takip eden birbirinin aynısı aktiviteleri 9'dan 5'e işine gidip gelen memur gibi zerre tat almadan yapmak illallah ettirmişti. Allahtan atmosfer sağlamdı ve senaryo idare ederdi de sonuna kadar oynadım (genelde bir-iki saat oynadım, bıraktım, yoksa dayanılacak gibi değildi).

Öyle ya da böyle ilk oyun oldukça monotondu. Ubisoft hatasından ders aldı mı, almadı mı bilinmez ama Assassin's Creed 2'yle ilgili ilk detaylar (henüz söylenti kıvamında olsa da gerçek olma ihtimali oldukça yüksek) Joystiq'de bugün yayınlandı. Gerçi söylenti diyorum ama açıklamalar o kadar spesifik ki insan söylenti olduğuna inanmakta zorlanıyor. İşte Joystiq'in "güvenilir kaynağının" ağzından çıkan açıklamalar:

"Öğle yemeği vaktinde şehirde gezinirken birden bir Ubisoft booth'u gördüm. İçerde insanlara oyunlar hakkında soru soruyorlardı ve seviyelerini ölçmeye çalışıyorlardı. Kendim de oldukça hardcore bir oyuncu olarak dedim ki "buna bir şans vereyim." Sınav pek heyecanlı değildi ancak sonradan olanlar oldukça ilginçti. Televizyonlu bir odaya getirildim ve daha sonra şimdi anlatacağım trailer'ı izledik:

Venedik, 15/16. yüzyıl civarı. Kamera günlük yaşamın kargaşasına odaklanıyor. İlk oyundaki sivillerin birbirleriyle iletişimde daha başırılı versiyonlarını düşünün. Bu sahnede bir adamı çekici bir kadının eline para tutuştururken görüyoruz.

Biri oldukça şişman, diğeri ise zayıf iki adam bir bottan iniyorlar ve şehrin içinde bir meydana doğru ilerliyorlar. Bu meydanda bir maskeli balo var. Herkes dansediyor, bildiğiniz balo işte.

Daha önce parayı kabul eden kız, adamlardan zayıf olanına doğru ilerliyor ve onu dansederek farkettirmeden topluluktan uzaklaştırıyor. Kamera onların etrafında dönmeye başlıyor.

Yandan dansçıların kıyafetini giymiş bir adam geliyor ve daha zayıf olan adamı boynundan bıçaklıyor. Kullandığı bıçak ise ilk oyundaki koldan çıkan bıçak. Adam kanlar fışkırtarak ölüyor.

Adamlardan şişman olan bunu farkediyor ve suikastçinin peşinden gardiyanları göndererek koşmaya başlıyor. Suikastçi apartmanların çatılarından atlayarak aşağıda koşan adamı takip ediyor. Kısa bir takipten sonra suikastçi adamın üzerine atlayarak yakalıyor.

Yüz yüze geldiklerinde şişman adam konuşmaya başlıyor:

"Annen gibi güzel bir kadının ölmesi vahim bir durumdu, bunu kabul ediyorum... Öbür taraftan baban agresifliği yüzünden öldü."

Bunun üzerine sukastçi adamı tabancayla vuruyor ve trailer bitiyor.

Trailer'dan sonra yaptığımız konuşmalarda ortada bir aile davası olduğu söylendi ve ilk oyundaki kardeşlikle ilgili birşey söylenmedi. Ayrıca başkalarının kılığına girmenin bu oyunda oldukça önemli bir rol taşıdığı anlatıldı ("Hitman'leştirilmiş" yani oyun). Trailer tam anlamıyla tamamlanmamış olsa da Assasins Creed 1'in başındaki intro sahnesiyle aynı kalitedeydi. Aynı zamanda animasyonlar gameplay olamayacak kadar akıcıydı. Oyunun ana karakterinin üç ayrı resmi gösterildi (hepsi farklı kıyafetlerdeydi) ve bizden en iyisini seçmemizi istediler. Bu üç resmin altında "ezio" ismi yazılıydı (sanırım karakterin ismi bu). Ancak karakterin yüzü tam anlamıyla gösterilmedi.

Bu trailer'ın bu sene önemli bir oyun fuarında gösterileceğini söylediler ancak hangisi olduğunu söylemediler. Biraz sıkıştırınca dayanamayıp "E3 olabilir" dediler. Ancak oyunun çıkış tarihi neredeyse spesifik olarak yazılıydı: 2009 sonu, 2010 başı."


Herşeyden önce oyun bu sefer görevlerde daha fazla çeşitlilik içereceğe benziyor. Sonuçta her bölüm "maskeli baloda adam öldürmek" klişesinin etrafında dönemez değil mi (katil uşak)? Ayrıca silah eklenmesi bazılarının hoşuna gitmeyebilir (ilk oyunu kılıç savaşları için oynayan bir arkadaşım bunu oynamayabileceğini söyledi mesela). Bir de çok rica ediyorum, oturup adam gibi oyun sonu tasarlayın. O son nedir ya? Enkripte yazılar çözmek istesem oyuncu değil arkeolog olurdum, di mi ama?

Kaynak:
Destructoid

23 Şubat 2009 Pazartesi

Alan Wake Hakkında Yeni Bilgiler Pek Bi Bilgilendiriciymiş (AY-RO-Nİİİİ)


Alan Wake. Ya bu oyunu hatırlıyor musunuz? Hani ilk DirectX 10 kullanan oyunlardan olacaktı, Max Payne'in yapımcısı Remedy yapıyordu, zamanına göre güzel grafikleri vardı (ki şu anda hiç de etkileyici değil) falan... Ondan sonra Remedy bir sustu, bir daha yıllar boyunca seslerini duyamadık. Ne GDC'de ne E3'lerde Alan Wake'in esamesi anıldı. Ne zaman "yav oyun iptal edildi herhalde" dedikoduları etrafı sarsa Remedy çıkıp "YA YAPIYORUZ GARDEŞİM BEKLESEĞİZE!" dedi. Böylece Alan Wake'e duyulan heyecan günden güne azaldı... En sonunda insanlar neredeyse hiç umursamayana kadar. Bunun üzerine Remedy forumlarında birşey yayınladı... Hiçbirinizin azalan heyecanını yükseltmeyecek birşey.

İşte forumlarda yayınlanan, sözde Alan Wake'in kendi ağzından yazılmış bir mektup/günlük sayfası:

"Sayfalar her geçen gün artmaya devam ediyor. Eski sayfalarda yaptığımı hatırlamadığım bazı değişiklikler var. Her geçen gün hikaye agresifleşiyor. Sanırım hikaye kendini baştan yazıyor. Kitabın ana karakterinin ismi şimdi benimkiyle aynı, eşinin ismi ise Alice. Durumun en korkunç yanı ise kitabın türünün değişmesi. Tür yavaş yavaş korkuya doğru kayıyor. Artık kitabın kahramanının yaşayıp yaşamayacağından bile emin olamıyorum. Garip rüyalar görüyorum ve içim sıkılıyor. Bu sayfaları yazdığımı hatırlamıyorum. Ama bu sabah, inanılmaz bir gelişme oldu! Artık onun parfümünü t-shirt'ümde hissedebiliyorum. Ona yakınım. Biliyorum. İlerlemeyeliyim."

Peki. Eee? Nedir? Çok heyecanlanmamız, "ANAAA SAYFALAR KENDİ KENDİNİ YAZIYORMUŞ, ÇOK ÜRGDÜM!!!" mü dememiz gerekiyor? Amaç nedir ki? Bunu yayınlarken "OFFFF NASIL DA GİZEMLİYİZ, ŞİMDİ HEPSİ OYUNU MERAK EDİCEK VAR YA, VER ABİCİM HYPE'I ALTTAN ALTTAN" diye mi düşündüler? Gerçekten saçmalıyorlar ve sönen heyecanı arttırmak için garip, işe yaramayacak taktiklere başvuruyorlar.

Bu arada benim tahminim oyun bazı sebeplerden dolayı gerçekten bir süre rafa kaldırıldı, iptali üzerinde konuşuldu ve yapıma devam edilmesi kararı çıktı. Son bi kaç aydır tekrar üzerinde çalışıyorlar. Bu olay da "naapsak da insanların ilgisini tekrar oyuna çeksek" sendromunun bir ürünü gibi geliyor bana. Ayrıca trailer ya da teaser yerine bu tür birşey yayınlamamaları da bana kalırsa ortaya çıkan oyuna (özellikle grafiklerine) pek güvenmediklerini gösteriyor.

Ne yazık ki Remedy'nin "biz bu oyunu yapıyoz, valla lan" çabaları pek etkili değil. Adam gibi bir trailer çıkarmadıkları sürece bu aynen böyle devam eder. Yahu hadi çıkarın bi trailer'da izleyelim üç senedir neler yapmışsınız, bu ne böyle... Lan yoksa hiç mi geliştirmediler? LAN!?!?! 

Kaynak:
Destructoid

21 Şubat 2009 Cumartesi

Activision Blizzard: "Film Oyunlarının İyi Notlara İhtiyacı Yok"


Gördüğünüz üzere firmaların pişkinliği oyun piyasasının büyüklüğü ile doğru orantılı olarak artıyor. Bildiğiniz gibi gerekli gereksiz her popüler filmin ardından çıkan rezil "film oyunları" oldukça kötü notlar almalarına rağmen oldukça iyi satıyorlar. Satış rakamları ise firmaları bu oyunlardan daha çok yapmaya itiyor, çünkü bu oyunlar tam anlamıyla bir "para kuyusu".

Activision Blizzard pazarlama başkanı David Tyler'a göre bu tür oyunlar için eleştirmenlerin verdikleri notların hiçbir önemi yok zira bu oyunlar daha çok çocuk yaşta bir kitle ele alınarak piyasaya sürülüyor. Ona göre bu tür oyunların satıp satmaması bir oyunun ne kadar eğlenceli olduğuna bağlı ve kritik notları daha büyük yaştaki oyuncuların ilgilendiği birşey.

Herşeyden önce bu genelleme her film oyunu için yapılamaz. Enter the Matrix, 300 filminin PSP oyunu, bunlar da mı "çocuklar için"di? Yani daha ne kadar bu tarz genellemeler yaparak kendi berbat oyunlarınızı "YA BİZ BUNU BEBELER OYNASIN DİYE YAPTIK" diye savunmaya çalışacaksınız? Tamam daha küçük bir yaş kitlesi için yapılıyor olabilir ancak yine de bir çok 10 yaşından büyük (evet, Tyler'ın bahsettiği tarz film oyunlarının hitap ettiği zeka seviyesi) Spiderman ya da Ironman hayranı var, doğru değil mi? Örnek vermek gerekirse Batman Begins'in film oyunu çok iyiydi ya da yeni gelecek Wolverine çok güzel görünüyor? Demek ki yapan yapıyormuş değil mi? YETERLİ KAYNAKLARI OYUNA AYIRMADIĞINIZ İÇİN ADAM GİBİ OYUNLAR YAPAMAYIP ÖZENSİZLİĞİNİZİ KAPATMAK İÇİN BAHANE UYDURMAMAK LAZIMMIŞ, DEĞİL Mİ?

Ama yine de en çok hata kullanıcı da. Tamam, küçük oyunculara birşey demiyorum ama bunları en küçük araştırma bile yapmadan "AAA AYRINMENİN OYUNU ÇIKMIŞ!" diye alan 18 yaş üzeri kitleye ne demeli? Bilmiyorlar ki oyunları görür görmez zart diye raftan alarak film oyunlarının "berbat" kalmasını garantilemiş oluyorlar.

İnsanlar "tüketicilik" konusunda seçiçi olmadıkları sürece bu aynen böyle devam eder, söyliyim. Firmalar rezil oyunlar çıkarır, sonra röportajlarda "ya biz onu büyükler için yapmadıydık, ehe mehe" derler. Ooof, of...

Kaynak:
Joystiq

20 Şubat 2009 Cuma

Yeni Street Fighter Filminin Galası Yapılmayacak (Neden Acaba)


Chun Li'ye hiç benzemeyen Chun Li'nin oynadığı Street Fighter filminden haberiniz var değil mi? Tam adı Street Fighter: Legend of Chun-Li olan filmin Fox tarafından eleştirmenlere izletilmeyeceği haberi geldi. Hm... Neden olabilir acaba? FİLMİN BERBAT OLDUĞUNU VE ELEŞTİRMENLERİN FİLME 10 ÜZERİNDEN 1 GİBİ NOTLAR VEREREK İLK HAFTA GİŞESİNİ BALTALAYACAKLARI İÇİN OLABİLİR Mİ?

Gerçekten ne zaman vazgeçecekler beş kuruş etmeyen oyun filmleri/film oyunları yaparak beş kuruş daha kazanıp bütün fanların nefretini kazanmaktan? Rezil televizyon filmlerini aratmayacak senaryolar yazıp fanların cebindeki parayı almaya çalışmaktan? NE ZAMAN?

Ama suç tamamen firmalarda değil. Birileri bu filmlere gidiyor ki bu filmler çekiliyor ve kendine izleyici buluyor. Eğer fanlar bu tür filmlere karşı protesto yapsa bir daha bu tarz rezillikler yaşamayız gibi geliyor bana. Ama dünyada bu kadar "ne verilirse sorgulamadan ve bir saniye düşünmeden alan tüketici" olduğu, yani firmalar bu filmlerden para kazandığı sürece bu tarz beş para etmeyen filmler çekilmeye ve ünlü oyunların adı rezil edilmeye devam edilecek.

En azından TV'de yayınlandığı gece izlyecek birşeyimiz olur.

Kaynak:
Destructoid

19 Şubat 2009 Perşembe

Valve'dan TF2 Hilecilerine: "Beni Hayalkırıklığına Uğrattınız"


Evet, hepimiz biliyoruz ki oyunlarda hile yapan insanlar rezil insanlar. Hayatları olmayan, sadece ekran karşısında bir iki kişiyi "otomatik olarak" ya da "sıfır yetenekle" öldürmekten ve kendileri oyunu öğrenme sürecinden geçmedikleri için sabırla bu süreçten geçen insanlarında oyundan keyif almamaları için oyunlarının içine etmekten haz alan "hasta insanlar." Evet, bu konuya hiçbir zaman toleranslı olmadım ve olmayacağım. Basit bir konu değil bu, çok büyük bir mesele, başka insanların para ödedikleri oyundan tat almalarını engelledikleri için bu konuda yapılan her yaptırımında sonuna kadar arkasındayım.

Valve'da en az benim kadar hilecilerden nefret ediyor olsa gerek ki TF2 hilecilerine yaptırım yapmanın zamanı geldiğini anlamış. Uzun zamandır bir exploit'ten yararlanarak kendi sınıflarının sahip olmadığı silahları kullanan bu arkadaşların elinden "açılabilir silahlar" bir aylığına alınacak. Nasıl ama?

Hatta teamfortress.com'da yayınlanan blog entry'sinin tam metini şöyle:

"Sizi ne kadar düzeltmeye çalışsam ve bu konuda ne kadar efor sarfetsem de bazılarınız kuralları delmenin yeni yollarını buluyor.

Kulağımıza birilerinin başka sınıfların silahlarını kullandığı geldi ve bunun için bir fix yayınladık. Bunu yapan kendini bilmezler, hiçbir işe yaramaz oyuncular için oldukça yerinde bir ceza düşündüm. İlk önce aklıma onları öldürmek geldi, ama ölmeleri ne yazık ki yeterli değil: Bunun yerine onları öldürmekten daha kötü yapacağız ve açılabilir eşyalarını bir ay boyunca kullanamamalarını sağlayacağız.

Kendini hile yapmaya uygun görmeyenler, benim tebriklerimi kazandınız, ancak yine de beni hayalkırıklığına uğratacağınız günleri bekliyorum."


Evet, Valve kızgın ve gördüğünüz üzere yaşın yanında biraz kuruyu da yakmış. Ancak yine de oldukça haklılar ve artık bütün oyunlarda bu hile rezilliğinin kökünün kazınması gerektiğini düşünüyorum. Eğer birisi benim para kazandığım oyuna aynı muameleyi yaparak müşterilerimi kaçırsaydı ve community'mi baltalasaydı emin olabilirsiniz ki bende benzer yaptırımlar uygulardım. Punkbuster vs. gibi programlar bu insanları durduramıyorsa yapılabilecek en mantıklı şey hile yapanları oyunlardan komple banlamak ve oyunların arkasına görülebilecek bir yere "oyun içinde hile yaparsanız oyunu elinizden alma hakkı firmanındır." şeklinde bir ibare yerleştirmek. Aksi taktirde bu insanlar asla durmayacak ve her geçen gün bir başkasını daha online oyunlardan soğutmaya devam edecekler.

Umarım bu konuyu her firma Valve gibi ele alır. Eh, müşteri kazanmak istiyorlarsa almalılar zaten...

Kaynak
Kotaku

Not: Tamam, biliyorum dört gün güncellemedim ve biraz yaydım (yoo, kesinlikle sebebi Left 4 Dead değil, kim demiş?) Ama bugünden itibaren günlük güncellemelere başlıyorum (umarım). Valla başlıyorum olum, gelmeyin üstüme!

18 Şubat 2009 Çarşamba

Bioshock 2 PC'ye Çıkmayabilirmiş, Onun Yerine Wii'ye Çıkabilirmiş (?!?!?!?!)

Bende sizinle şu anda aynı şaşkınlığı paylaşıyorum. "Nasıl yani?" Evet, böyle bir ihtimal var, ama panik olmaya gerek yok(desem de inanmayın).

2KGames tarafından Gamasutra'ya verilen bir ilahtimal var diyebiliriz. Sadece bir ihtimal ama, panik olmanıza gerek yok (desem de, bilmiyorum)nda 2KGames'in PS3, Xbox 360 ve Wii üzerinde deneyimli elemanlar aradığı yazıyor ve herkesin oyunun Wii'ye çıkacağını düşünmesinin sebebi bu. Aslında bu oyunun yüzde yüz Wii'ye çıkacağı anlamına gelmiyor ancak 2K'nın şu anda başka bir proje üzerinde çalışmadığını düşünürsek büyük bir ihtimal.

Aynı zamanda oyunun yapay zekasını tasarlayan elemanlardan birinin proje listesinde oyunun sadece Xbox 360 ve PS3 versiyonları görünüyor: Aynı elemanın PC versiyonu üzerinde de çalışması gerekmez mi? Zira yapay zeka programlayanlar platforma göre ayrılmıyorlar genelde.

Peki bütün bunlar, oyunun kullanıcı kitlesi az diye PC'ye çıkmaması (çıkmama ihtimali), bunun yerine Wii versiyonun (yine ihtimal), cep telefonu versiyonunun yapılması ve 2K'nın röportajlarda "OHOOO DAHA 100 OYUN DAHA ÇIKARICAZ!" şeklinde demeçler vermesi ne anlama geliyor? Hemen açıklayayım:



Kaynak:
Destructoid

14 Şubat 2009 Cumartesi

Midway'in Sana Bile Borcu Olabilir Sevgili Okur!


Evet evet! Adamların değil uçan kuşa, terliksi hayvana bile borcu var! Zaten iflas etmelerindeki en büyük etken de bu. Hatta fazla yorum yapmadan kimlere borcu olduğunu copy-paste yapayım (çok hazırcıyım evet):

* Wells Fargo Bank - $150,000,000
* Acquisition Holdings Subsidiary - $40,000,000 unsecured loan (Thomas is the mystery man who purchased Midway late in 2008)
* National Amusements, Inc. - $20,147,864
* NBA Properties, Inc. - $17,294,849 (License/royalty settlement)
* Tangible Media, Inc. - $8,675,954
* Warner Bros. Interactive - $6,654,203
* Artificial Mind & Movement - $2,000,000
* Epic Games - $1,975,000 (License/Royalties)
* Walmart - $1,576,035
* Far Sight Technologies - $1,279,151
* Best Buy - $1,114,036
* Target - $934,156
* Technicolor Video Services - $637,769
* Toys R Us - $615,276
* Ditan/Synergex Canada - $578,316
* CBS Outernet - $314,600
* David Zucker - $300,000 (severance pay)
* Multi Packaging Solutions - $287,036
* A.A.F.E.S Headquarters - $276,314
* Kmart - $218,497
* Tigon Studios - $200,000(license/royalties)
* Hollywood Entertainment - $190,982
* TNA Entertainment - $160,000 (license/royalties)
* Professional Films, Inc. - $150,000
* Synergex - Latin America - $149,027
* Pioneer.JB Marketing - $133,353
* Eclipse Advertising - $132,687
* GameStop - $127,250
* Sear, Roebuck - $125,495

OHA. Ellerinde bu kadar az para varken nasıl bu kadar çok projeye girişmişler diye düşünüyor insan. Birileri "HARCAYIN, HARCAYIN NASIL OLSA MORTAL KOMBAT VS DC MİLYONLAR SATICAK, PARA MANYAĞI OLUCAZ ULAN!!! HARCAYIN!" diye gaza gelmiş olmalı. 

Açık konuşmak gerekirse Midway'in bu durumdan kurtulabileceğini pek sanmıyorum, bu kadar borcun içindeler, hem de bu kriz döneminde. Global ekonomik durum normal olsa bile ödemek çok zorken... Siz pek ümitlenmeyin derim. Ha durum düzelirse tabi güzel olur, ancak çok düşük bir ihtimal...

Kaynak:
Joystiq

Not: Haberler güdük gelmiş olabilir ama bugün bunlardan başka haber yoktu ve yorum yapabileceğim pek birşey yoktu bunlar hakkında. Dolayısıyla bugünlük böyle oldu.

Mortal Kombat Serilerinin Yapımcısı Midway İflasını Açıkladı (FATALITY!)


Açık konuşmak gerekirse bunun olmasını bekliyordum. Mortal Kombat vs. DC'nin beklenenin onda biri kadar satmaması üzerine bir de firmanın kötü duruma rağmen CEO'nun ve yönetim kurulunun hala milyon dolarları götürmesi üzerine bu durumu bütün oyun medyası gibi 150 mil öteden görmüştüm. Ancak yeni Midway başkanı Matt Booty'ye göre bu herşeyin sonu değil, hatta planın bir parçası.

"Bu gerçekten zor ama gerekli bir karardı. İşlerimizi tekrar yönlendirmeye ve sektördeki efektifliğimizi arttırmaya karar verdik ve mahkemeye bu iflas dosyasını vermek bize destek olanların üzerinden büyük bir yük kalkmasına sebep olacak, böylece bu kazandığımız sürede stratejik alternatiflerimizi gözden geçirebileceğiz. Yani bu "Chapter 11" iflas dosyası planın ekonomik temellerimizi oturtmayı sağlayacak parçası."

Tamam, hiçbir şey anlamadınız, biliyorum. Nasıl olup "iflas ettik" diyebiliyorlar ama çalışmaya devam edebiliyorlar? Anladığım kadarıyla Chapter 11 iflas dosyası şu anlama geliyor: "Mahkemeden borçlarımız olmasına rağmen bir süre daha çalışıp borçlarımızı kapatmamızı sağlayacak süre istiyoruz. Bu sürede bize borcu olanlar baskı yapmasınlar." Eğer dağılmak istiyorlarsa bu Chapter 7 iflas dosyası oluyor.

Söylenecek çok fazla birşey yok aslında. Midway'in bundan sonraki tek çaresi önündeki projelere devam etmek ve yeni Mortal Kombat oyununun çok satmasını dilemek. Aksi taktirde... Atari salonlarında saatler geçirmemizi sağlayan oyunlar yapan Midway'i tamamen kaybettik demektir.

Kaynak:
Kotaku

13 Şubat 2009 Cuma

Bilgisayar Oyunları Değil, Aşırı Televizyon İzlemek Depresyona Sebep Oluyormuş


Bilgisayar oyunlarına neler denmedi ki? "Cinayet simülatörü, agresiflik pınarı, şizofreni çeşmesi..." Ama artık biliyoruz ki en azından insanları "depresif" yapmıyormuş. Ama insanları depresif yapan birşey varmış: Evet, evet, püripak, izlemekte hiçbir sakınca olmayan televizyon.

Daha önce başka bir araştırmada online oyunculara "depresif bağımlılar" denmişti. Bu araştırmaya göre oyuncular WoW'daki "The Greatstaff of the Sun Serpent" staff'ının ismini duyunca kendilerinden geçiyorlar ve saatlerce onun hakkında konuşabiliyorlarmış (hmm, bu "depresif olmaları" anlamına geliyormuş. İlginç bir çıkarım tabi). E WoW kitlesi için bu durum pek anormal diyemeyeceğim ama bu araştırma oyunların insanları "depresif" yaptığı anlamına mı geliyor gerçekten? Sanmıyorum, ancak birileri tam yedi yıl süren ve bu konuda detaylı bilgi edinmemizi sağlayan bir araştırma yapmış ve American Medical Association dergisinin bu ayki sayısında bu geniş çaplı araştırmanın sonunçları yer alıyor.

Yapılan araştırmada hiçbir depresif belirti göstermeyen (pürneşe) 4,142 genç yedi yıl boyunca izlenmiş. Bu gençlerin çoğu farklı oranlarda oyun oynuyormuş ve televizyon izliyormuş (bazısı daha çok oyun oynarken bazısı daha çok televizyon izliyormuş... gibi bişey). Yedi yılın sonunda aşırı oyun oynayan kısmın sadece %7'si depresyon belirtileri göstermiş ve depresyonun oyunlarla bağlantısı olmadığı saptanmış. Ancak günde 9 saatten fazla televizyon izleyen gençlerin %17'sinde depresyon belirtileri görülmüş (off, bu "-muş,-müş" kalıbından nefret ediyorum).

Bırakın yahu izlesin çocuklar televizyon saatlerce başından kalkmadan olur mu? Ne olacak canım, o şiddet içeren, iğrenç, rezil oyunları oynamasınlar yeter ki, psikolojileri bozulur sonra. Televizyon "neşe kaynağı" nasılsa, ne vahşeti canım? Olur mu öyle şey? Bırakın başında, pasif, hiçbir etkileri olmayan bir şeyi izlesinler saatlerce. Sonra ergenliğe girdi mi "ya bu çocuğa birşey oldu, böyle değildi, odasına kapanıyor saatlerce çıkmıyor" dersiniz, sonra da o sırada oynadığı oyunları suçlarsınız, asıl sebebin yıllar boyunca sizin "aman uslu uslu otursun da" diyerek saatlerce başında kalmasına izin verdiğiniz televizyon olduğunu bilmeden.

Hangi araştırmadan ne sonuç çıkarsa çıksın, insanların oyunlar hakkında önyargıları asla değişmyecek, hala "insanları depresif yapan, cinayet işmeye yönelten, psikolojilerini bozan" bir "şey" olarak görmeye devam edecekler. Tamam, günde 9-10 saat oynamak tabi ki zararlı ve iyi birşey değil ancak normal dozlarda alındığı sürece gayet iyi vakit geçirtebilen, hatta zaman zaman genel kültürünüze katkıda bulunabilen bir medya oyunlar. İllaki bir günah keçisi arıyorsanız, alın size günah keçisi, meşalelerle, tırpanlarla saldırın televizyona. Ağaca bağlayıp yakın hatta. Televizyon şeytan işi, oyunlar cici. Evet (başka bir dilden anlamıyorlar da).

Kaynak:
Joystiq

PSP 2005'ten Bu Yana 50 Milyon Satmış (Gibi Bişey)


Aslında tam olarak satmamış, 50 milyon adet "raflara gönderilmiş." Bu da Sony'nin yeni taktiği olsa gerek, "satış rakamını açıklayamıyorsan, dükkanlara kaç tane gönderdiğini açıklayıp kendini tatmin et." Ancak kabul etmeliyim ki 50 milyon gerçekten çok iyi bir rakam, ancak bunu Sony kendisi mi elde etti acaba? Açık konuşmak gerekirse hiç sanmıyorum, emülatörler ve bir sürü ev yapımı program çalıştırmanızı sağlayan ve hiçbir avantajı olmayan official firmware'ın kullanıcılar tarafından yerden yere vurulmasına sebep olan custom firmware sayesinde 50 milyon gibi rakamları gördü PSP. Zira God of War ve GTA: ... Stories serilerinden başka hiç bir oyunun adam gibi satılmamasından anlayabilirsiniz bunu.

Bana kalırsa Sony UMD işine hiç girmemeliydi, bunun yerine dijital dağıtımı tercih etmeliydi. Zira PS Store'la da gördüğümüz üzere Sony dijital ortamda çok daha fazla satış yapıyor ve artık insanlar yer kaplayan kutu, kitapçık vs. yerine her yerde indirebilecekleri ve çok kısa sürede sahip olunan ürünleri tercih ediyorlar. Eğer Sony en başından PSP'de bu yönü seçmiş olsaydı bence şu anda PSP oyun satışları tavana vuruyor olurdu ve raflara giden PSP yerine satış rakamlarını açıklıyor olabilirlerdi.

Neyse, herkes hata yapabilir. Yine de bu duruma rağmen PSP'nin oldukça iyi sattığını söyleyebilirim, ancak bence Sony'nin custom firmware yapımcılarına hala bir teşekkür borcu var, yoksa PSP, portatif oyunculuk amacı taşıyan ama portatif oyunculuğa hiç uygun olmayan yapısı yüzünden yıllar önce ölmüştü.

Kaynak:
Joystiq

11 Şubat 2009 Çarşamba

Günün Konusu: F.E.A.R. 2 Tam Sürüm İncelemesi Gibi, Değil Gibi


İki gün önce F.E.A.R. 2 demo incelemesi yayınlamıştım ve demiştim ki "güzel, ama çok eksikleri var." Şu anda Xbox 360 versiyonunun ortasındayım ve diyebilirim ki demo gerçekten çok kötüymüş. Tam sürüm nispeten daha iyi (tabi ki eksikliklerin çoğu duruyor ancak teknik problemler gözle görülür ölçüde azalmış).

İlk önce oyunun konsol versiyonlarında garip bir filtreleme kullanılmış ve bu filtreleme PC versiyonunda yok. Mass Effect, Left 4 Dead gibi oyunlarda da kullanılan grain filtresine benziyor ve hangi versiyonu görsel olarak beğeneceğiniz tamamen sizin bu konudaki terchinize kalmış (bence PC versiyonu daha temiz gözüküyor filtreleme olmadan). Ayrıca bu filtre bazı detayları kaçırmanıza sebep oluyor ama dövünecek bir durum yok, inanılmaz bir fark yok çünkü ortada. PS3 versiyonunda olan yavaşlamaları ve hem PS3 hem PC demosunda olan mini takılmaları 360 versiyonunda yaşamadım (ancak PC ve PS3'te tam sürümünü hiç oynamadım oyunun, belki demo ile ilgilidir). Ayrıca demodaki mekanlar arasındaki kopukluk yok, demo zaten tam sürümde olan mekanlar saçma sapan bir şekilde birleştirilip hazırlanmış (okulun koridorundan hastanenin koridoruna girmek gibi).

Yalnız oyunun bir noktada hakkını vermek lazım, korku unsurları çoğu noktada çok sağlam ve hoplamanıza sebep oluyor. Ben 32" LCD TV'de ve karanlıkta oynadım ve zaman zaman Alma'nın yakın akrabaları ile oldukça samimi oldum diyebilirim. Ancak bir nokta biraz canımı sıktı, o da bir yerde Alma belirince üzerine doğru giderseniz karakter direk kayboluyor, oysa oyuncuya bir miktar hasar verseydi veya direk öldürseydi ondan ciddi anlamda korkar ve uzak durmaya çalışırdık. Ancak sadece görünüp kaybolması ve size hiçbir zarar vermemesi bir "güven hissi" yaratıyor oyunda, sanki Alma sadece show yapıyor, gerçekte size zarar vermek istemiyormuş gibi. Bu durumun Alma'nın karakteristiğini pek iyi yansıtmadığını, hatta domestik bir karakter olarak gösterip karakteri zedelediğini düşünüyorum.

Gerisi demo ile aynı işte. Ancak oyun kendini oynatıyor ve keyifli saatler geçirtiyor. Senaryo güzel, aksiyon gayet iyi (ilk oyun kadar olmasa da), ayrıca oyunda karşınıza yeni düşman tipleri de çıkıyor ilerledikçe. İlk oyuna göre daha çok mekan çeşitliliği var ve en önemlisi oyun önünüzdeki havucu asla çekmeyerek ileri gitmenizi sağlıyor, ilginizi kaybetmiyorsunuz.

Bu oyunu oynayın. Ama bir beklentiniz olmasın ve sürekli ilk oyunla karşılaştırmayın. Sadece iyi bir aksiyon oyunu ve senaryonun devamı olarak oynayın, o kadar...

Gears of War Yazarı Joshua Ortega: "Gears of War On Yıl Sürecek Bir Proje"


Gears of War'ı hepimiz (belli bir düzeyde) seviyoruz. Harika işleyen cover mekaniği, iyi multiplayer'ı (iyi, evet), kaliteli grafikleri, chainsaw'la Locust'ları böldüğünüz zaman ORTAYA ÇIKAN SİNDİRİM SİSTEMİNE AİT ORGANLAR, KOPMUŞ BACAKLAR, KAFALAR! RAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!

İyidir Gears. Ama 10 SENE BOYUNCA GEARS? Öeh be abi. Şu güzelim serinin bari içine etmeseydiniz para hırsıyla. Yapımcı Joshua Ortega'ya göre Gears daha ÇOOOOOOOOK uzun bir süre buralarda olacak. Hayır, 1150 tane Gears oyun yapacaksınız bunu anladım da, yeni ne ekleyebilirsiniz ki konsepte? Sonuçta bu Mario gibi ucu açık bir konsept değil ki Super Gears of War Galaxy çıksın? On sene boyunca "cover'a gir, çık, ateş et, tekrar gir" mi yapıcaz yani? Yoksa "Marcus Fenix & Dom: Really Fun Kart Racing" gibi oyunlar mı göreceğiz? Bu oyunda on sene sürecek kadar derin bir konu ve yenilikçi bir konsept olmadığını gören bir ben miyim?

Ha Ortega coşmuş kendini alamamış, "Lancer (hani şu chainsaw'lı silah) bu yüzyılın Lightsaber'ıdır" demiş. E oha. Yani Star Wars evreniyle o kadar ilgim olmasa da bu saygısızlıktır yani. YUH. Adam 150 tane kitap 200 tane anime çıkarıp filmlerin ve oyunların üzerine "extended universe" inşa etmiş, sen toplamda iki tane "sen buradasın, yaratıklar orada, yaratıkları öldür" derinliğinde aksiyon oyunu yapmışsın, yok "Lightsaber çok eskidi abi yeaaa, mok eskidi abi yeaaaa, artık yeni konseptlere açılın yeaaaa" gibisinden demeçler veriyosun. Hayır oyunu da görmesek on sene de oyun kavramını yeniden inşa edicekler zannedicez. Tamam Gears iyidir de; 3, olmadı 5 oyun yeterlidir yani. Hakkaten aklını kaybetti bu Epic'in elemanları, zaten resimdeki Cliffy B.'nin pozunu gördükten sonra hiç ciddiye almamak lazım bunları.

İlla herşeyin suyu çıkacak, binlerce iterasyon yapılacak, insanlar bıktırılacak. İlla o not hanesinde %65'i görecekler, o zaman anlayacaklar. On sene demiş adam ya. On sene sonra oyunculuk nerelerde olacak allah bilir, dur bakalım. Ohoooo.

Bi dakika bi dakika, Gears of War'un yazarı mı varmış?

Kaynak:
Destructoid

9 Şubat 2009 Pazartesi

Blood Bowl'un Yapımcısı: "PS3 Versiyonu Yapmak Riskli Ve Pahalı"


Blood Bowl çoğunuzun bilmediği, ekran görüntüsünden anladığım kadarıyla dwarf'larla kurtadama benzer yaratıkların futbol oynamasını konu alan, tahmin ediyorum ki çoğunuzun ilgisini çekmeyen bir oyun (ben bile ilgimi çekiyor diyemem açıkçası). Ancak ilgimi çeken nokta, oyunun yapımcısı olan Cyanide'in bir 360 versiyonu yapıyor olmasına rağmen oyunu PS3'e çıkartmak istememesi. Sebebi ise buradan her PS3 ile ilgili konuda bas bas bağırdığım olay: "PS3'ün düşük bütçeli yapımcılara göre bir plaform olmaması..."

"Açıkçası PS3 platformunda herhangi bir deneyimimiz yok ve dolayısıyla bu platforma oyun çıkarmak bizim için oldukça riskli ve pahalı bir iş. Ancak yine de oyun iyi satarsa o zaman bir PS3 versiyonu yapmayı düşünebiliriz."

İşte, genel olarak PS3 konusunda düşük bütçeli firmaların ne düşündüğünü ve neden PS3'e oyun yapmadıklarını anlayabilirsiniz buradan. PS3, oyun yapılabilmesi için herşeyden önce "öğrenilmesi" gereken bir platform ve PC'ye oldukça yakın kodlama teknikleri kullanan 360 varken kimse PS3'e oyun yaparak herşeyden önce zamanını daha sonra parasını riske atmak istemiyor. Dolayısıyla önceki nesillerde düşük bütçeli firmalar Playstation'a oyun yapabilirken artık oldukça zahmetli ve iş gücü isteyen bir platform olduğu için sadece "oyunları iyi satarsa" bu işe girişmek istiyorlar. Sonuçta düşük bütçeli firmalar için para sokağa atılamayacak kadar değerli ve beş kuruşlarını bile riskli bir işe yatırmak istemiyorlar. İşte Playstation 3 düşük bütçeli yapımcının gözünde tam olarak bu: "Zahmetli, çok para, vakit ve işgücü isteyen, risk almayı gerektiren, sadece oyunları satarsa daha fazla para kazanmak için deneyebilecekleri bir konsol." İlla oyunun çıkarılması gereken bir platform değil, sadece belli şartlar altına oyun tasarlanabilecek bir platform.

Son günlerde Killzone 2 gibi güzel yapımlar çıksa da ne yazık ki PS3'ün düşük bütçeli yapımlarla oyun kütüphanesini arttırmaya ihtiyacı var, zira oyun çeşitliliği konsol seçiminde en büyük etkenlerden biri. Ancak bu durum birkaç sene daha, en azından yapımcılar platforma aşina olana kadar böyle sürer gibi geliyor bana.

Kaynak:
Joystiq

7 Şubat 2009 Cumartesi

Günün Konusu: F.E.A.R. 2 Project Origin Demo İncelemesi


Evet, yayınlamaya değer adam gibi haber çıkmadığı zamanlarda böyle "feature" tarzı konular yayınlamayı düşünüyordum bayadır ve en sonunda adam gibi bir konu çıktı. Fazla zaman kaybetmeden başlayalım hemen.

F.E.A.R. 2 demosunu tahmin ediyorum ki hepiniz oynadınız şimdiye kadar. Ben iki versiyonu da denemek için hem PS3'te hem de PC'de oynadım. Ve kesinlikle söyleyebilirim ki "Project Origin" ismine rağmen kökenlerine sahip çıkamamış bir oyun gördüğüm kadarıyla, çünkü oyun tam anlamıyla bir "konsol oyunu". Bu kanıya nasıl ulaştığımı soruyorsanız, sadece oyunu menüsüne ve oyunda bir 4:3 çözünürlük seçtiğinizde olanlara bakın. Oyunun menüsü "BEN BİR KONSOL OYUNUYUM!" diye bağırıyor resmen. Widescreen olmayan bir çözünürlük seçtiğinizde ise oyun "letterbox" oluyor (yani ekranın altı ve üstü Widescreen olacak şekilde kesiliyor). Ya bişey söyliyim mi, bu gerçekten çirkin birşey. Konsollara ve PC'ye bir oyun yapıyorsunuz ve PC oyuncuları için oyuna bir 4:3 çözünürlük eklemek zor mu geliyor gerçekten? Neden sürekli PC oyuncularını portlara ya da porta benzer sürümlere mahkum eder hale geldi oyun piyasası? Ben şu anda daha çok konsolu tercih etsemde sonuçta hepimiz bilgisayarla büyüdük ve artık ağız tadıyla klavye+fare ile oyun oynayamamak canımı sıkmaya başladı.

Oyunun PC versiyonunda iyi bir sisteminiz varsa aldığınız kare sayısı daha yüksek ancak görseller konsol versiyonundan çok çok farklı değil açıkçası. Oyunun inanılmaz yüksek sistem istememesi ve normal bilgisayarlarda çalışması hoşuma gitti. Ancak görsellere hiçbirşey eklenmemiş neredeyse, PC versiyonuna özel bir efekt ya da bir seçenek yok, ayarları ne kadar kökleseniz de konsolda ne görüyorsanız PC'de de onu görüyorsunuz (ha eğer Widescreen değilse monitörünüz alttan ve üstten kesilmiş olarak görüyorsunuz, o ayrı). Aynı zamanda bu tamamen sıfırdan yazılmış bir oyun motoru olsa da FEAR'da köşelerden dönerken ya da raido chatter'dan önce olan o mini, yarım saniyelik takılmalar da geri gelmiş anlamsızca. Nasıl becermişler bunu hiç bilmiyorum. Konsol versiyonunda olmuyor tabi ki, yalnızca PC'ye özel bir durum bu.

Gelelim oyundaki vuruş hissine. İlk FEAR'daki vuruş hissi ne kadar sağlamdı hatırladınız mı? Hah, işte o vuruş hissinin yüzde onu bu oyunda yok diyebilirim. Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama ben düşmanları vurmaktan hiç tat alamadım nedense, ne PC'de ne konsol'da. Ancak şunu söyleyebilirim ki konsolda vuruş hissi biraz daha sağlam yine. Ama mouse'la titreşim vs.'de olmayınca düşmanı vurmak ile havayı vurmak arasında pek bir fark kalmıyor.

Tamam bu kadar rezil ettiğim yeter, biraz da iyi yanlarından bahsedeyim. Oyunun görsellerine laf ettim ama aslında hiç fena değil (oyunun içerdiği hayvan gibi bloom ve motion blur yüzünden pek bir şey göremesek de). Aynı zamanda oyun korkutmayı gelişmiş grafikleri sayesinde daha iyi beceriyor diyebilirim. Daha çok açık mekan var oyunda ve yapay zeka ilk oyundakine yakın geldi bana (ama vuruş hissi iyi olmadığı için eskisi kadar tat vermiyor ne yazık ki).

Aslında biliyordum böyle olacağını. Oyunun videolarını izlediğimde oyun biraz "çiğ" gelmişti ve "ya güzel de ilk oyundaki vuruş hissi yok ki" demiştim içimden. Tam sürümü çıkmadan kesin konuşmak istemiyorum ama ne yazık ki haklı çıktım ve F.E.A.R. 2 beklediğimi veremedi. Açıkçası ilk oyunun bir hayranı olarak çok daha sağlam bir oyun beklemiştim Monolith gibi bir yapımcıdan, biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Herşeye rağmen oynanır, multiplayer'ı da keyifli olur herhalde ancak ilk FEAR kadar özel bir oyun değil bu ne yazık ki. Hatta oynanıp unutulacak bir yapım diyebilirim, umarım senaryo ve korku sahneleri güzeldir de oynamak için gameplay'den başka bir sebebimiz olur.

Not: Bilgisayarımda bir problem çıktığı için onunla uğraştım ve dün haber giremedim ancak bu telafi etmiştir herhalde ;)

Güncelleme: Şimdi PS3 versiyonunu yine oynadım ve gördüm ki PC versiyonunda olan yarım saniyelik mini takılmalar birebir aynı noktalarda PS3 versiyonunda da oluyor ve konsol versiyonlarında kare sayısı oldukça ciddi oranlarda düşebiliyor. Yani bu grafiklerle hem takılma oluyor, hem de FPS sayısı düşük! Monolith'e birisinin oyun nasıl kodlanır ve optimize edilir öğretmesi lazım artık...

Müjde: Yeni Wolverine Oyunu Gerçekten Kanlı!


Yahu, ellerinden bıçaklar çıkan bir adamın oyunları neden Power Rangers tadında yapıldı ki bugüne kadar? Şimdiye kadar gördüğümüz bütün X-Men oyunları 12+ rating alsın diye kasım kasım kasılmış ve 12-15 yaş kitlesi için yaratılmış oyunlardı. Ancak yeni çıkan aynı adlı X-men filminin oyunu "X-Men Origins: Wolverine" en sonunda eşşek kadar olmuş Wolverine fanlarını doyuracağa benziyor.

New York Comic Con 2009'da oyunun oynanabilir bir sürümünü deneyen Joystiq'in yorumlarına göre oyun oldukça kanlı. Oyunda gördüğümüz bütün düşmanları çatır çutur deşiyoruz ve bağırsak, kafatası, kol, gövde uçuşuyor her yerde. OH BE! Şimdiye kadar ki bütün Wolverine oyunlarında "ellerinde bıçaklar taşıyan bir adam" ı anlatan bir oyunda neden bir gram vahşet olmadığını hep sorgulayıp durmuşumdur. Genellikle Wolverine'nin atakları yumruk şiddetinde resmedilir ve "şu anda Wolverine'i oynuyorum!" hissini asla hissedemezdik. En sonunda bu oyunla işler değişecek ve oyunu oynarken tükürükler saça saça "ADAMIN BAARSAA ÇIKTI LAAAAAAN HELOHELEHLOEHLE" şeklinde bağırabileceğiz.

Joystiq'in diğer yorumlarına göre oyunun kombat sistemi büyük ölçüde God of War vari bir biçimde oynanıyor, kombo sistemi ve QTE'ler oldukça benziyor. Hatta God of War'dan daha doğal işliyormuş bu QTE'ler, yani bir QTE'de bir düşmana saldırmamız gerektiği zaman altta basmamız gereken tuşun atak tuşu olduğunu göreceğiz. Aynı zamanda Wolverine'nin vücüdundaki bütün kurşun yaralarını, ve vücudunun bu yaralardan iyileşmesini real-time olarak görebiliyoruz. Ayrıca melee ataklar dolayısıyla Wolverine'inin açılan iç organlarını ve derisini de görebiliyoruz. MUHTEŞEM bir olay gerçekten.

Üstelik işin bir diğer ilginç kısmı da bunun bir film oyunu olması. Demek ki her film oyunu rezil olmak zorunda değilmiş, bu durum biraz da oyun stüdyolarının "abidik gubidik, hiç cilalanmamış bir oyun yapalım, üstüne filmin ismini basalım, hiç kimse almazsa oyuncu olmayan, oyundan anlamayan filmin fanları alır" zihniyeti yüzünden böyle oluyormuş değil mi? Demek ki istenince adam gibi bir film oyunu yapılabiliyormuş, önemli olan gerçekten emek vermekmiş, "YA ZAMAN AZDI, BİZE ALTI AYDA BİTİR DEDİLER BİZ NAPALIM KARDEŞİM!" demek bahane uydurmaktan başka birşey değilmiş. Bu da umarım diğer film oyunu yapan firmalara örnek olur da daha kaliteli, vasat ya da oynanamaz durumda olmayan film oyunları oynarız gelecekte de.

İşte yıllardır beklediğim Wolverine oyunu budur! Umarım Joystiq'in deneyemediği bölümler de oldukça kalitelidir de hevesimiz kursağımızda kalmaz.

Kaynak:
Joystiq

5 Şubat 2009 Perşembe

Satışa Çıkan Free Radical'i Crytek Aldı


Bildiğiniz üzere ingiliz firması Free Radical uzun zamandır finansal durumundan dolayı satılıktı ve bu durumu blogumda haber vermiştim. Özellikle Free Radical'in, Time Splitters gibi bir konsol FPS serisi yapmış ve bunu konsollarda FPS oynanamayan bir zamanda yapmış bir firmanın (biliyorsunuz ki PS2'de FPS oynamak NES gamepad'iyle Microsoft Flight Simulator oynamak gibiydi) EA ve Ubisoft gibi büyük firmalar tarafından alınırsa yazık olacağını çünkü böyle bir durumda ekibin muhtemelen bölünüp parçalanacağından bahsetmiştim.

Ve en sonunda Free Radical'i satın alan ve bünyesine dahil eden firma oldukça yakından tanıdığımız bir firma oldu: Crytek. Ancak tabi ki Free Radical ismi Crytek UK'ye dönüştü ancak geriye kalan ekipten hiç kimse işten çıkarılmadı. Avni Yerli konuya ilgili şunları söylemiş:

"Bu iki takımın birleşmesi sayesinde ve Crytek Network ile CryENGINE'in de yardımıyla ortaya hem muhteşem oyun deneyimleri çıkarabileceğiz, hem de İngiltere'deki yetenekli ancak amatör oyun yapımcıları için kendilerini kanıtlama şansı olacak."

Crytek'in artık Far Cry, Crysis ve iterasyonlarından başka bir iş yapabileceklerini göstermeleri gerekiyordu (çünkü "tek oyun stüdyoları" ellerindeki seri satmamaya başlayınca kapanır). Bu stüdyo sayesinde hem Avrupa içinde başka bir merkezleri oldu hem de bir takım bir oyuna yoğunlaşırken projenin büyüklüğüne göre diğer takım ona yardım edebilir veya başka bir proje içinde çalışabilir. Üstelik böylece artık Crytek oyunlarında güdük yaratık tasarımları ve gereksiz, keyif vermeyen, sırf oyun süresini uzatmak için tasarlanmış bölümler görmeyiz (umarım).

Artık CryEngine ile yoğurulmuş ve rafine gameplay elementleri içeren bir TimeSplitters 4 için kollar sıvanmıştır umarım (ama senaryo artık serinin önceki oyunları kadar güdük olmasın, lütfen).

Kaynak:
Destructoid

Not: Biliyorum, biliyorum Çarşamba günü başlicam dedim ama Cuma'ya kadar başlayamadım. Ancak hasta oldum ve PC'ye birkaç yeni bileşen aldım dolayısıyla biraz ertelemek zorunda kaldım ZOMAK'ı. Ancak bugün itibariyle düzenli güncellemeler başlıyor.