22 Nisan 2009 Çarşamba

Guerilla Games Fanboyları Azarladı: "Killzone 2'ye 'Halo-Katili' Diyip Durmayın!"


E artık adamların bile canına tak etti. Her allahın günü başka bir PS3 fanboy çıkıp "Killzone 2 Halo'yu şöyle yaracak, böyle öldürecek" diye, yapımcıların hiçbir zaman iddia etmediği laflar hönkürürse olacağı buydu yani. Hatta oyun ve oyunculuk kültürünün yerlerde süründüğü Türkiye'de bile bu işi cemaat boyutuna taşıdılar (en son "Killzone 2'yi kutsal jelatininden çıkardım" gibi şeyler okumuştum, çok acayip şeyler dönüyor orda, benden söylemesi). Guerilla Games artık bu olaya bir dur deme zamanı geldiğini düşünmüş olacak ki, GG yönetim kurulundan Herman Lust, Killzone 2'nin de diğer oyunlar gibi "farklı ve kendine has" bir deneyim olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğünü bir basın açıklamasıyla belirtti.

"Aslında diğer oyunlarla karşılaştırılmak canımızı sıkmıyor. Ancak oyunumuzun bir oyunun "katili" olarak anılması hiç hoş birşey değil. Biz evrenimizi kendine has ve özel bir deneyim olarak inşa ettik, bu yüzden oyunumuzun devamlı başka oyunlarla karşılaştırılarak oynanmasını istemiyoruz. Sonuçta biz de oyuncularız ve World of Warcraft'tan LittleBigPlanet'a, Motorstorm'dan Guitar Hero'ya birçok oyun oynuyoruz. "Şu oyun" diyebileceğimiz tek bir oyun yoktur ki oyuncu üzerinde en büyük etkiye sahip olsun. Bu tür etkilere sahip olan birçok oyun var."

Aslında anlaşılıyor ki yapımcıların "konsol savaşlarıyla" hiçbir ilgisi yok ve adamlar sadece herkesin eğlenebileceği, kaliteli bir oyun tasarlamaya çalışmışlar ancak araya fanboyların girmesiyle iş iyice kontrolden çıkmış. Bir nevi adamlar fanboyların kurbanı olmuşlar, "Xbox 360'ı ya da Halo 3'ü ezmek" gibi bir niyetleri yokken böyle bir suçlamaya maruz kalmışlar. İşte kraldan çok kralcı olmak böyle birşey sayın okurlarım, birşeylerin sizden istenmediği halde dalkavukluğunu yapmak böyle birşey. Adamlar açıkça fanboylara "bi çay demleyin" diyorlar, ama eminim ben bunu yazarken bile fanboylar forumlarda "HALO İĞRENÇ OYUN KILLZONE 2 HEPSİNİ EZDİ MUHTEŞEM OYUN KUTSAL JELATİN BOMBASTİK GRAFİKLER!!1!bironbir" diye bağırmaya devam ediyor.

Gerçekten insana düşündürüyor "nereye gidiyor oyunculuk kültürü" diye. Sektör büyüdükçe gruplara dağıldık oyuncular olarak, en basite indirgendiğinde hepsi "senin düşüncen > benim düşüncem" noktasına gelen, anlamsız kavgalar etmeye başladık. Herkesin sadece oyun oynadığı günleri özlüyorum bazen, oynadıkları oyunlar hakkında kavga etmekten çok oyunlarda deneyimlediklerini heyecanla birbirleriyle paylaştıkları zamanları... Bazen düşünüyor insan, "Şimdi biz büyüdük mü? E o zaman daha olgunmuşuz? Nasıl 'büyümek' bu?" Düşünüyor ve anlam veremiyor...

Kaynak:
Destructoid

21 Nisan 2009 Salı

Günün Konusu: DSi'ın Türkiye Fiyatı ve Artık İllallah Dedirten Nortec


Sanırım ben bu Nortec yüzünden garantili bir Nintendo ürününe sahip olamayacağım arkadaşlar. Bu gidişle benim gibi kazık yemek istemeyenler için mümkün görünmüyor. Avrupa ve Amerika'da rakiplerine karşı en büyük kozu fiyatı olan Wii'yi 800 liraya, DS Lite'ı çıkalı yıllar geçmesine rağmen hala resmi satış noktalarında 470 liraya satmalarının üzerine bir de DSi vakası eklendi. Nintendocu'da okuduğum habere göre DSi'ın Türkiye fiyatı tam 600 TL.

O_O 

"abi ama avrupa fiyatı zaten 150 pound bi de vergiler var abi türkiye çok vergi alıyor abi" diye yorumlar gelmeden önce söyleyeyim: Hayır, bu işin vergilerle falan alakası yok. BU DÜPEDÜZ KAZIK BE ABİ!

Nasıl mı bu kadar emin konuşuyorum? O zaman izin verin ben değil gayet sayısal, objektif veriler ve birtakım rakamlar anlatsın olayı.

Açıkçası vergiler konusunda çok bir fikrim yok ancak birkaç araştırma yaptım diyebilirim. Ve bulduğum veriler oldukça ilginç. Araştırmamda PSP'yi kullandım, Türkiye ve Avrupa fiyatını baz aldım. Ve vergi + geliş ücreti + Sony Türkiye'nin ettiği karı toplayıp bir yüzde buldum. Bu yüzdeyi DSi'a uyguladım ve bunun bir "vergilerle mağdur ettiler Türk oyun sektörünü" durumu değil, tamamen bir kazıklama operasyonu olduğunu ortaya çıkardım.

Sony PSP'nin avrupa fiyatı toptan fiyatına satış yapan Dixons isimli sitede 137 pound, yani 330 lira.( Fifa 2009'lu paketin fiyatıdır ve araştırmam da bu paketi baz aldım). Aynı paketin Elektronik Sepet'teki fiyatı 547 lira( bildiğiniz gibi bu fiyata bütün vergilendirmeler ve geliş ücreti dahil). Kabaca hesaplarsak, bütün geliş ücreti, vergilendirmeler, firmanın ettiği kar ve satıcının ettiği kar dahil fiyat farkı 217 TL. Bu da aletin Türkiye'de Avrupa'daki en ucuz siteden (bulabildiğim siteler arasında elbette) %40 daha pahalıya satıldığını gösteriyor (PSP'nin daha ucuza alınabildiğini düşünmüyorum zira uzun uzun araştırmama rağmen bu paketten daha ucuzunu bulamadım açıkçası. Muhtemelen Sony Türkiye tarafından getirtilen fiyat budur).

DSi'ın en ucuzunu ise John Lewis diye bir sitede buldum: 135 pound, yani 325 lira. Yani alınabilen en ucuz fiyat, dolayısıyla toptan fiyat hesapladığımız için bu fiyatı baz alıcam. PSP'de kullanılan yüzde sistemini (Avrupa fiyatı ile Türkiye fiyatı arasında %40 fark olması durumu) DSi'ya uyguladığımız zaman geliş ücreti, satıcı karı, firma karı ve vergilendirmeler dahil yaklaşık 540 lira olması gerekiyor aletin. Buna karşın ürünün fiyatı TAM 600 lira. 600 liradan 540'ı çıkardığımız zaman ise Nortec'in tamamen kıçından uydurduğu ve doymak bilmezliğinden "ehehehe nasıl olsa alacaklar, hiç sorun değil, sivriltin" diyerek fiyata eklediği 60 lirayla karşılaşıyoruz.

DS, PSP kadar popüler değil Türkiye'de, bu bilinen bir gerçek. E o zaman neyinize güvenip üzerine 60 lira daha ekliyorsunuz ki aletin fiyatına? Hayır, DS kapış kapış satılan, çıktığı gün dükkanda kalmayan bir alet olsa anlayacağım da, öyle bir durum da yok ki ortada? Sanırım Nortec dünya pazarını ve DS'in dünya çapındaki başarısını göz önüne alarak satış yapıyor ve Türkiye pazarına satış yaptığını tamamen unutuyor. Yahu herşey geçtim "bu alet Türkiye'de nasıl satıyor acaba" diye merak bir insan evladı da mı yok orada acaba? YAHU SİZ HANGİ PAZARI BAZ ALARAK FİYAT BELİRLİYORSUNUZ KARDEŞİM?

Yok abicim, düşündükçe nefesim daralıyor, ciğerim şişiyor benim. Düşündükçe daha da mantıksız geliyor. Anlayamıyorum artık ben bu adamların mantığını, artık aklım almıyor. Delirdiler iyice.


 

Duyuru: Videoyun.com Meselesi Hakkında

Önceki gün olan olayın ardından Evren bey'le Facebook üzerinden birkaç mesajlaşmamız daha oldu ve kendisinin aslında oldukça iyi niyetli bir arkadaş olduğunu anladım. Bunun üzerine kendisine haberlerimi kaynak belirttiği sürece tepe tepe kullanabileceğini söyledim. Mevzu tatlıya bağlandı sizin anlayacağınız. Bundan sonra Videoyun'da tanıdık haberlere rastlarsanız şaşırmayın.

Tekrar söylüyorum: Kaynak belirtildiği sürece ZOMAK bir haber kaynağı olarak kullanılabilir, bunda hiçbir sakınca yoktur. Amacım asla "bu haberleri sadece bu blogta okuyabilirsiniz" demek değildir. O kadar da ketum bir insan değilim açıkçası.

Bu arada araya bir konu daha sıkıştırayım: Biliyorum, hepiniz günlük güncelleme mevzusundan ümidi kestiniz ancak hala olma ihtimali olduğunu söyleyeyim. Özellikle yaz sezonunda oldukça sık güncelleme yapmaya çalışacağım.

Bir de, hayır bunu güncellemeden saymayacağım, merak etmeyin^^

Not: Evren uyardı, cevap vermediği süre beş gün değil üç günmüş. Küçük bir hesap hatası yapmışım, gerçi artık önemli değil. Yine de bilinmesini istedi. Aynı zamanda konu kapandığı ve tatlıya bağlandığı için orjinal metni siliyorum.

12 Nisan 2009 Pazar

Sony "PSP İle Kontrol Edilen Oyuncak Araba"yı Lisansladı


Gerçekten artık Sony'yi anlamakta zorluk çekiyorum. Yeni nesil konsollar arasından en az satmalarına rağmen bu durumu değiştirmek için hiçbirşey yapmadıkları gibi üzerine yapımcılardan "bandwith ücreti" alarak köstek oluyorlar, ellerindeki first-party yapımcıları kaçırıyorlar (Square Enix, Ninja Theory) ve Home gibi hiçbir işe yaramayan, en fazla insanların günde beş dakika takılacakları (o da Xi gibi oyunlarla) platformlara para ve vakit harcıyorlar. Bütün bu olanlar yetmezmiş gibi şimdiye kadar HİÇ alakaları olmayan işlere girişiyorlar. Muhtemelen okuldan topladıkları 10-12 yaşında çocukların toplantı yaparak Sony'ye fikir sunduğu bir oda var:

-Ne yapsak? Çok sıkıldım ben.
-Hadi PSP'yle kontrol edilebilen oyuncak araba yaptıralım!
-SÜFER FİKİR LAN!

Hayır, başka bir anlamı yok çünkü. Yoksa niye bir firma uğraşması gereken bu kadar problem varken uzaktan kumandalı araba yaptırtmaya ve hiç bulaşmadığı bir sektöre adım atmayı düşünür ki? Ayrıca muhtemelen fahiş fiyata satılacak kameralı bir araba ne işe yarar, ne yapmakta kullanılır? Bunu "herşeyi alıyım, eksik hiçbirşey kalmasın" diye düşünen üç-beş "geek" dışında kim alır allah aşkına? AMACI NEDİR BU ÜRÜNÜN? Yahu bunu diyeceğim aklıma gelmezdi hiç ama Home bundan çok daha mantıklı bir yatırım.

Düşünüyorum, düşündükçe anlam veremiyorum. Hayır, hani bu adamlar "daha iyi bir PSN hizmeti vermek için" bandwith ücreti alıyorlardı? Demek ki alakasız, saçma sapan işlere girişmek için paraları varmış, değil mi? O zaman neden bandwith ücreti alarak yapımcıyı kaçırırsın ki? Hayır, Sony isterse batsın, ama olan evlerinde PS3 olan oyunculara olacak yine.

Artık GERÇEKTEN Sony birazcık konsol piyasasında nerede olduğunu görmeli ve saçma sapan projelere para dökmek yerine sorunlarını çözmek için uğraşmalı. Tabi ki birşeylerin "patent"lenmesi illa ki "yapılacak" anlamına gelmiyor ancak en azından "fikir" olarak kafalarında olduğunu simgeliyor. En azından "problemleri nasıl çözeriz"i değil, oturup bunu düşündüklerini gösteriyor.

Bu gidişle PS3'e yazık olacak... Hem de çok.

Kaynak:
Destructoid

4 Nisan 2009 Cumartesi

Günün Konusu: Godfather II ve EA'in Utanmazlığı



Godfather'ın 2004 yılında çıkan oyununu hatırlıyorsunuz değil mi? Tamam, çok eksiği vardı, "The Godfather" ismine yakışan bir oyun değildi, kabul ediyorum. Ama Wii versiyonu hiç fena değildi açıkçası ve oynarken çok keyif almıştım (oyunun süresi ekstra görevlerle uzatılmış, Wii Remote ve Nunchuk'la adam dövme gibi hoş özellikler eklenmişti). Ama oyunun PC, PS2 ve Xbox versiyonları hakikaten iyi değildi, hatta "Godfather" ismini zedeleyen bir oyundu diyebilirim.

Godfather II duyurulduğunda elbette herkes gibi oldukça pesimisttim: Oyunun hiç özen gösterilmemiş gibi duran screenshot'larından tutun da Godfather'dan ziyade Scarface-vari atmosferine ve grafiklerine kadar herşey "ben özensizce tasarlandım, sadece fanlara satılmak için yaratıldım" diye bağırıyordu. Tamam, kötü olacağını tahmin etmiştik hepimiz ama bu derece mi?

Oyunu Xbox 360'da oynamaya başladığımda ilk gözüme çarpan şey inanılmaz derecede basit tasarlanmış kaplamalar ve karakter modelleri oldu. Tamam oyun ilk oyunun grafik motorunu kullanıyor olabilir ama YUH BE KARDEŞİM! Yıl oldu 2009, nedir bu patates suratlı karakterler yahu? Nedir bu kaplamalar, nedir bu kırıklar? Yahu Xbox 360 denen konsolda 2005 yılında, bundan tam 4 sene önce Gears of War çıktı ve o oyunun grafikleri bundan ÇOK ÇOK daha güzel. OYUNUN GRAFİKLERİNİN XBOX 1 YA DA PS2 OYUNUNDAN NEREDEYSE HİÇBİR FARKI YOK. En net açıklaması budur bu durumun.

Oyunun tarzının ve atmosferinin "The Godfather"la hiç bir alakası yok. İlk oyunda kullanılan ve filmle benzerlik taşıyan kahverengi tonlama yerini açık renklere ve Scarface tarzı bir sunuma bırakmış. Ayrıca oyunda anlayamadığım garip bir "çizgi roman" havası var, oyunun menülerinde bile bunu hissedebiliyorsunuz. Ayrıca Micheal modeli olarak Al Pacino'da kullanılmamış, böylece kendinizi tamamen Godfather'dan alakasız kötü grafikleri olan bir mafya oyunu oynuyor gibi hissediyorsunuz. Evet, İLK OYUNDAN DAHA KÖTÜ OYUN.

Durun durun, asıl güzel kısmını anlatmadım: Oyunun PC versiyonu. Xbox 360'da oyunun grafiklerini görünce "belki PC'de daha iyidir" diyerek PC versiyonunu kurdum. Bir baktım oyun 30 FPS'de çalışıyor, oyunun menüsüne girdim, VSYNC'i kapattım, 60 FPS'ye geri çıktı (valla ben de anlamadım bu durumu). Karakter yaratma ekranına geldim ve gözlerime inanamadım: OYUNUN PC VERSİYONU XBOX 360 VERSİYONUNDAN DAHA KÖTÜ GÖZÜKÜYORDU! YAHU BİR OYUNUN PC VERSİYONUNDA NİYE LOW-RES KAPLAMALAR KULLANILIR SORABİLİR MİYİM? Gerçekten bu işin arkasındaki mantığı çok ama çok merak ediyorum! Oyun PC'de tam anlamıyla 2005 dönemi PS2 oyunu gibi gözüküyor. Yani, bu PC oyuncularına nasıl bir hakarettir, bilmiyorum.

Şimdi en acı gerçeği söylüyorum arkadaşlar: Bu oyunun grafik motoru, "The Godfather Engine", geliştirilerek Dead Space'de kullanılmış. Yani bu grafik motorunda Dead Space'deki görseller gösterebilecek güç var ve Godfather II tasarlanırken bu güçten zerre faydalanılmamış ve çok kötü grafikleri ve atmosferi olan bir oyun tasarlamayı tercih etmişler. Ayrıca açık seçik "Scarface: The World is Yours" denen berbat oyundan esinlendiklerini de itiraf etmişler. Böylece oyun bir Scarface klonu haline gelmiş.

Bekleyin bekleyin, yakında para yiyen siteler, dergiler verir notları 90/100, 5/5 diye. Aman EA'in gönlü hoş olsun, aralarında dargınlık olmasın. Yoksa çok kızar EA abileri onlara, harçlıklarını keser. Aman diyim.

Ne diyebilirim ki, bravo EA. İlk defa açık açık "nasıl olsa bu oyunu fanların alacağını biliyoruz, nasılsa milyonlar satıcak, niye uğraşalım ki?" dedin yüzümüze (sözlü olmasa bile oyundan çok net görebiliyoruz). Hakikaten bravo. BEKLENTİLERİMİZ SIFIRDI VE ONUN ALTINA GEÇEBİLEN BİR OYUN TASARLAMAYI BAŞARDIN. Kutlarım, büyük bir başarı. Uğraşsan olmaz herhalde.